<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[.: MeYDaN :. BiziMeydan.Com - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.bizimeydan.com/</link>
		<description><![CDATA[.: MeYDaN :. BiziMeydan.Com - http://www.bizimeydan.com]]></description>
		<pubDate>Sat, 17 May 2008 07:08:32 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[burzum]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4144</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:45:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4144</guid>
			<description><![CDATA[BURZUM
Proje 1987 yılında, Uruk-Hai adıyla başladı. 1990'ın ortalarında Varg proje için bir yıllık bir ara verdi ve bu süre zarfında Old Funeral ve daha sonra (Immortal grubundan Abbath ile kurdukları) Satanel grubu için çalıştı. 

1991 senesinde, Satanel grubu dağılınca, Vikernes projeye tekrar el attı. İsmi Burzum olarak değiştirdi ve korkutucu bir çalışma azmiyle tüm enstrümanları, lirikleri ve vokalleri kendi üstlenerek albüm hazırlamaya girişti: tam beş albüm. Albümlerin çoğu daha sonra çıksa da, "Filosofem" albümü bir yıldan daha kısa bir zaman aralığında kaydedildi. Tüm bunların yanında Vikernes, aynı anda Mayhem grubuna bas gitarist olarak katıldı. 

Kilise kundaklamaları yüzünden tüm gözlerin Mayhem'in üzerine çevrilmesiyle, ve son olarak 1992'te Mayhem'in lideri Euronymous'un öldürülmesiyle, Vikernes'e dava açıldı ve 21 sene hapse mahkum edildi (ceza son olarak 18 seneye indirildi). Hücresinde gitar çalmasına izin verilmediğinden, ve bütün rock/metal temelli müzikleri kendisine (ve Aryan kültürüne) yabancı gördüğünden Vikernes sonraki iki albüm için, Burzum'u klavye odaklı, neoklasik/pagan bir müzik tarzına soktu. 

Varg, Burzum'a 2000 senesinde son vermeye karar verdi ve Paganizm'ee olan düşkünlüğüne rağmen Satanizm'le proje arasında bir bağlılık gören Burzum hayranlarını yasa boğdu. Varg, şu an hala hapishanede, ve Burzum'u sonlandırsa da hücresinde politika hakkında yazmaya devam ediyor. 

Önemli anektod: 2003'ün Ocak ayında Varg bir haftasonu hapishaneden çıkmış ve ertesi gün polisler tarafından yakalansa da bu sürede kaçmayı denemiş. Söylentilere göre yeni bir albüm çıkabilirmiş ama Varg'ın kaçma girişimi yüzünden bu plan iptal olmuş. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BURZUM
Proje 1987 yılında, Uruk-Hai adıyla başladı. 1990'ın ortalarında Varg proje için bir yıllık bir ara verdi ve bu süre zarfında Old Funeral ve daha sonra (Immortal grubundan Abbath ile kurdukları) Satanel grubu için çalıştı. 

1991 senesinde, Satanel grubu dağılınca, Vikernes projeye tekrar el attı. İsmi Burzum olarak değiştirdi ve korkutucu bir çalışma azmiyle tüm enstrümanları, lirikleri ve vokalleri kendi üstlenerek albüm hazırlamaya girişti: tam beş albüm. Albümlerin çoğu daha sonra çıksa da, "Filosofem" albümü bir yıldan daha kısa bir zaman aralığında kaydedildi. Tüm bunların yanında Vikernes, aynı anda Mayhem grubuna bas gitarist olarak katıldı. 

Kilise kundaklamaları yüzünden tüm gözlerin Mayhem'in üzerine çevrilmesiyle, ve son olarak 1992'te Mayhem'in lideri Euronymous'un öldürülmesiyle, Vikernes'e dava açıldı ve 21 sene hapse mahkum edildi (ceza son olarak 18 seneye indirildi). Hücresinde gitar çalmasına izin verilmediğinden, ve bütün rock/metal temelli müzikleri kendisine (ve Aryan kültürüne) yabancı gördüğünden Vikernes sonraki iki albüm için, Burzum'u klavye odaklı, neoklasik/pagan bir müzik tarzına soktu. 

Varg, Burzum'a 2000 senesinde son vermeye karar verdi ve Paganizm'ee olan düşkünlüğüne rağmen Satanizm'le proje arasında bir bağlılık gören Burzum hayranlarını yasa boğdu. Varg, şu an hala hapishanede, ve Burzum'u sonlandırsa da hücresinde politika hakkında yazmaya devam ediyor. 

Önemli anektod: 2003'ün Ocak ayında Varg bir haftasonu hapishaneden çıkmış ve ertesi gün polisler tarafından yakalansa da bu sürede kaçmayı denemiş. Söylentilere göre yeni bir albüm çıkabilirmiş ama Varg'ın kaçma girişimi yüzünden bu plan iptal olmuş. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[bon jovi]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4143</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:40:06 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4143</guid>
			<description><![CDATA[BON JOVI
Heavy metal çıkışlı çok az grup Bon Jovi kadar popüler olmayı başarabilmiştir. '80'lerin ilk yarısında tüm dünyayı sallayan İngiliz Def Leppard'a, Amerikalıların bir cevabı gibidir Bon Jovi. Grup, trendlerin peşinden gitmek yerine, kendi trend yaratıp, başkalarını peşinden sürüklemiştir. '80'lerde Amerika'da yaşanan pop metal akımından da günümüze kadar gelebilen yegane grup Bon Jovi olmuştur. 

Bon Jovi'nin kuruluşu, grubun vokalisti Jon Bon jovi'nin lise zamanında başlayan rock n'roll tutkusuna kadar uzanıyor. Jon, arkadaşı David Rashbaum ve kuzeni Tony ile birlikte ufak yerlerde konserler veriyordu. Tony'nin New York'ta Power Station adını taşıyan bir kayıt stüdyosu vardı. Bu stüdyoda E Street Band ve Aldo Nova gibi tanınmış isimlerle demolar kaydeden Jon, bunlardan "Runaway" adını taşıyan tek parçalık demosuyla bir anda New Jersey radyolarının en çok çalınanlarında zirveye oturacak bir hit yaratmış oldu. Bongiovi adı altında gönderdikleri demonun kayıtlarında Jon ve David Rashbaum'un yanısıra gitarist Dave Sabo, basist Alec John Such ve baterist Tico Torres yeralıyordu. 1983 yılında Polygram/Mercury Records ile yapılan albüm anlaşmasından sonra kayıtlar sırasında Jon Bongiovi, soyadını kolay okunabilmesi için Bon Jovi şeklinde değiştirdi. Diğer kurucu üye klavyeci Dave Rashbaum ise göbek adı Bryan'ı soyadı olarak kullanmaya başladı. Power Station Stüdyosu'nda albüm kayıtları sürerken gitarist Dave Sabo gruptan ayrıldı ve yerine ileride Jon'dan sonra grubun en popüler elemanı olacak olan Richie Sambora geldi. 

Bon Jovi'nin kendi adını taşıyan ilk albümü 1984 yılında yayınlandı. Single olarak yayınlanan "Runaway" Billboard listelerinde ilk 40'a kadar yükseldi. Albüm, bir ilk albüm için fazlasıyla başarılıydı ve bu başarının arkasında grup için benzersiz bir sound yaratan kuzen Tony Bongiovi'nin payı büyüktü. 

1985 yılında grubun 2.albümü "7800 Degrees Fahrenheit" yayınlandı. Çıkar çıkmaz altın plak alan albümün en büyük hiti hiç kuşkusuz "In & Out Of Love"dı. Bu arada ilk albümünü Bon Jovi'den sadece 3 yıl önce yayınlamış olmasına rağmen Amerika'da bir fenomen haline gelmiş olan Mötley Crüe'nun da zirvedeki yeri tehlikeye girdi. 

İlk 2 albüm her ne kadar birçok hit ve hit adayı mükemmel parça içerse de, Bon Jovi'nin Mötley Crüe, Kiss, Def Leppard ve ZZ Top gibi sound olarak yakın durduğu rakiplerini geçebilmesi için güçlü bir çıkışa ihtiyacı vardı. 

Daha önce Kiss ve Mötley Crüe için de hitler yaratmış ünlü şarkı sözü yazarı Desmond Child, bu kez Bon Jovi'nin yayınlanacak olan 3.albümü için New Jersey ve New York gençliğini yakından ilgilendiren konuları içeren birçok şarkı sözü yazdı. 1986 yılında "Slippery When Wet" adı altında yayınlanan albüm, Bon Jovi'yi zirveye taşıyan albüm oldu. "You Give Love A Bad Name" ve "Livin On A Prayer" singleları Billboard'da 1 numaraya kadar çıktı, "Wanted Dead Or Alive" ise ilk 10'a girdi. Sadece Amerika çapındaki satışı ise 9 milyonu buldu. 

"Slippery When Wet"in getirdiği başarı, grubun "her yıl 1 albüm" geleneğini de sekteye uğrattı. Albüm sonrası çıkılan dünya turnesi 1 yılı aşkın bir süre devam etti ve 4.albüm "New Jersey" ancak 1988'de vitrinlerdeki yerini alabildi. Albüm 5 milyonluk Amerika satışının yanısıra 2 tane 1 numara olacak single'ıyla da dikkat çekiyordu: "Bad Medicine" ve "I'll Be There For You". Yayınlanan diğer singlelar "Born To Be My Baby" ve "Lay Your Hands On Me" ise ilk 10'a girdi. 

1989'da grup, Cher'i destekleme kararı aldı. Cher'in "Heart of Stone" albümünde Richie Sambora gitar çaldı, grup ise sanatçıyla 18 ay sürecek olan bir dünya turnesine çıktı. Bu arada Jon Bonjovi, Young Guns II filmi için "Blaze Of Glory" şarkısını yazdı ve bu parçayla Grammy ve Oscar Ödüllerine aday gösterildi. Şarkıyla aynı adı taşıyan ilk albümünü ise 1990 yılında yayınladı. 1991'de ise gitarist Richie Sambora'nın ilk solo albümü "Stranger In This Town" yayınlandı. 

1992'de grubun 5.albümü "Keep The Faith" çıktı. Başta "Bed Of Roses" olmak üzere albümden 5 single yayınlandı ve hepsi de önemli liste başarıları kaydetti. 1994 yılında grubun ilk toplama albümü olan "Cross Road" yayınlandı ve satış rekorları kırdı. '90'ların başında Seattle kaynaklı olarak ortaya çıkan grunge akımı Amerikan pop rock ve glam rock gruplarını tarihe gömerken, Bon Jovi'nin popülaritesi buna rağmen artarak devam etti. 

Basçı Alec John Such'tan sonra grup dışı bir basçıyla yola devam kararı alan grup, 1995 yılında kariyerinin en silik albümü olan "These Days"i yayınladı. Elektronik müziğin hızlı yükselişi ve grup müziğinin eski popülaritesini kaybetmesi Bon Jovi üzerinde olumsuz etki yaptı. 1997'de Jon Bon Jovi 2.solo albümü "Destination Anywhere"i, 1998'de Richie Sambora da 2.solo albümü "Undiscovered Soul"u, 1999'da ise klavyeci David Bryan ilk solo albümü "Lunar Eclipse"i yayınladı. 

2000 yılının sonlarında Bon Jovi "It's My Life" single'ıyla büyük bir patlama yaptı. Ardından çıkan "Crush" albümü Bon Joviş'yi yeniden zirveye taşıdı. Yayınlanan 2.single "Say It Isn't So" da başarılı klibiyle müzik kanallarının ilk tercihi oldu. 

Albüm sonrası geniş çaplı bir dümnya turnesine çıkan grup, dönüşte 1985'ten bu yana verdiği konserlerin kayıtlarını derledi ve kariyerinin ilk konser albümünü "One Wild Night" adı altında yayınladı. Albümde "One Wild Night" adını taşıyan yeni bir parçanın yanısıra 2 de cover parça yeralıyordu. Sahnede Bob Geldof'un katılımıyla söylenen Boomtown Rats klasiği "I Don't Like Mondays" ve Neil Young klasiği "Rockin' In The Free World". 

2002 yılına geldiğimizde grubun yeni albümü "Bounce" için çalışmak üzere stüdyoya kapandığını görüyoruz. Ancak Jon Bon Jovi arkadaşlarından biraz daha fazla mesai yapıyor. Harley Davidson motorsikletlerinin 100.yılı şerefine 2 yıl boyunca motorsikletle gezerek çeşitli eyaletlerdeki harley davidson kutlamalarına katılacak olan Jon Bon Jovi, New Jersey'e döndüğü an yeni albüm "Bounce"un vokal kayıtlarını bitirecek. Albümün bu yılın sonlarına dorğu yayınlanması bekleniyor. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BON JOVI
Heavy metal çıkışlı çok az grup Bon Jovi kadar popüler olmayı başarabilmiştir. '80'lerin ilk yarısında tüm dünyayı sallayan İngiliz Def Leppard'a, Amerikalıların bir cevabı gibidir Bon Jovi. Grup, trendlerin peşinden gitmek yerine, kendi trend yaratıp, başkalarını peşinden sürüklemiştir. '80'lerde Amerika'da yaşanan pop metal akımından da günümüze kadar gelebilen yegane grup Bon Jovi olmuştur. 

Bon Jovi'nin kuruluşu, grubun vokalisti Jon Bon jovi'nin lise zamanında başlayan rock n'roll tutkusuna kadar uzanıyor. Jon, arkadaşı David Rashbaum ve kuzeni Tony ile birlikte ufak yerlerde konserler veriyordu. Tony'nin New York'ta Power Station adını taşıyan bir kayıt stüdyosu vardı. Bu stüdyoda E Street Band ve Aldo Nova gibi tanınmış isimlerle demolar kaydeden Jon, bunlardan "Runaway" adını taşıyan tek parçalık demosuyla bir anda New Jersey radyolarının en çok çalınanlarında zirveye oturacak bir hit yaratmış oldu. Bongiovi adı altında gönderdikleri demonun kayıtlarında Jon ve David Rashbaum'un yanısıra gitarist Dave Sabo, basist Alec John Such ve baterist Tico Torres yeralıyordu. 1983 yılında Polygram/Mercury Records ile yapılan albüm anlaşmasından sonra kayıtlar sırasında Jon Bongiovi, soyadını kolay okunabilmesi için Bon Jovi şeklinde değiştirdi. Diğer kurucu üye klavyeci Dave Rashbaum ise göbek adı Bryan'ı soyadı olarak kullanmaya başladı. Power Station Stüdyosu'nda albüm kayıtları sürerken gitarist Dave Sabo gruptan ayrıldı ve yerine ileride Jon'dan sonra grubun en popüler elemanı olacak olan Richie Sambora geldi. 

Bon Jovi'nin kendi adını taşıyan ilk albümü 1984 yılında yayınlandı. Single olarak yayınlanan "Runaway" Billboard listelerinde ilk 40'a kadar yükseldi. Albüm, bir ilk albüm için fazlasıyla başarılıydı ve bu başarının arkasında grup için benzersiz bir sound yaratan kuzen Tony Bongiovi'nin payı büyüktü. 

1985 yılında grubun 2.albümü "7800 Degrees Fahrenheit" yayınlandı. Çıkar çıkmaz altın plak alan albümün en büyük hiti hiç kuşkusuz "In & Out Of Love"dı. Bu arada ilk albümünü Bon Jovi'den sadece 3 yıl önce yayınlamış olmasına rağmen Amerika'da bir fenomen haline gelmiş olan Mötley Crüe'nun da zirvedeki yeri tehlikeye girdi. 

İlk 2 albüm her ne kadar birçok hit ve hit adayı mükemmel parça içerse de, Bon Jovi'nin Mötley Crüe, Kiss, Def Leppard ve ZZ Top gibi sound olarak yakın durduğu rakiplerini geçebilmesi için güçlü bir çıkışa ihtiyacı vardı. 

Daha önce Kiss ve Mötley Crüe için de hitler yaratmış ünlü şarkı sözü yazarı Desmond Child, bu kez Bon Jovi'nin yayınlanacak olan 3.albümü için New Jersey ve New York gençliğini yakından ilgilendiren konuları içeren birçok şarkı sözü yazdı. 1986 yılında "Slippery When Wet" adı altında yayınlanan albüm, Bon Jovi'yi zirveye taşıyan albüm oldu. "You Give Love A Bad Name" ve "Livin On A Prayer" singleları Billboard'da 1 numaraya kadar çıktı, "Wanted Dead Or Alive" ise ilk 10'a girdi. Sadece Amerika çapındaki satışı ise 9 milyonu buldu. 

"Slippery When Wet"in getirdiği başarı, grubun "her yıl 1 albüm" geleneğini de sekteye uğrattı. Albüm sonrası çıkılan dünya turnesi 1 yılı aşkın bir süre devam etti ve 4.albüm "New Jersey" ancak 1988'de vitrinlerdeki yerini alabildi. Albüm 5 milyonluk Amerika satışının yanısıra 2 tane 1 numara olacak single'ıyla da dikkat çekiyordu: "Bad Medicine" ve "I'll Be There For You". Yayınlanan diğer singlelar "Born To Be My Baby" ve "Lay Your Hands On Me" ise ilk 10'a girdi. 

1989'da grup, Cher'i destekleme kararı aldı. Cher'in "Heart of Stone" albümünde Richie Sambora gitar çaldı, grup ise sanatçıyla 18 ay sürecek olan bir dünya turnesine çıktı. Bu arada Jon Bonjovi, Young Guns II filmi için "Blaze Of Glory" şarkısını yazdı ve bu parçayla Grammy ve Oscar Ödüllerine aday gösterildi. Şarkıyla aynı adı taşıyan ilk albümünü ise 1990 yılında yayınladı. 1991'de ise gitarist Richie Sambora'nın ilk solo albümü "Stranger In This Town" yayınlandı. 

1992'de grubun 5.albümü "Keep The Faith" çıktı. Başta "Bed Of Roses" olmak üzere albümden 5 single yayınlandı ve hepsi de önemli liste başarıları kaydetti. 1994 yılında grubun ilk toplama albümü olan "Cross Road" yayınlandı ve satış rekorları kırdı. '90'ların başında Seattle kaynaklı olarak ortaya çıkan grunge akımı Amerikan pop rock ve glam rock gruplarını tarihe gömerken, Bon Jovi'nin popülaritesi buna rağmen artarak devam etti. 

Basçı Alec John Such'tan sonra grup dışı bir basçıyla yola devam kararı alan grup, 1995 yılında kariyerinin en silik albümü olan "These Days"i yayınladı. Elektronik müziğin hızlı yükselişi ve grup müziğinin eski popülaritesini kaybetmesi Bon Jovi üzerinde olumsuz etki yaptı. 1997'de Jon Bon Jovi 2.solo albümü "Destination Anywhere"i, 1998'de Richie Sambora da 2.solo albümü "Undiscovered Soul"u, 1999'da ise klavyeci David Bryan ilk solo albümü "Lunar Eclipse"i yayınladı. 

2000 yılının sonlarında Bon Jovi "It's My Life" single'ıyla büyük bir patlama yaptı. Ardından çıkan "Crush" albümü Bon Joviş'yi yeniden zirveye taşıdı. Yayınlanan 2.single "Say It Isn't So" da başarılı klibiyle müzik kanallarının ilk tercihi oldu. 

Albüm sonrası geniş çaplı bir dümnya turnesine çıkan grup, dönüşte 1985'ten bu yana verdiği konserlerin kayıtlarını derledi ve kariyerinin ilk konser albümünü "One Wild Night" adı altında yayınladı. Albümde "One Wild Night" adını taşıyan yeni bir parçanın yanısıra 2 de cover parça yeralıyordu. Sahnede Bob Geldof'un katılımıyla söylenen Boomtown Rats klasiği "I Don't Like Mondays" ve Neil Young klasiği "Rockin' In The Free World". 

2002 yılına geldiğimizde grubun yeni albümü "Bounce" için çalışmak üzere stüdyoya kapandığını görüyoruz. Ancak Jon Bon Jovi arkadaşlarından biraz daha fazla mesai yapıyor. Harley Davidson motorsikletlerinin 100.yılı şerefine 2 yıl boyunca motorsikletle gezerek çeşitli eyaletlerdeki harley davidson kutlamalarına katılacak olan Jon Bon Jovi, New Jersey'e döndüğü an yeni albüm "Bounce"un vokal kayıtlarını bitirecek. Albümün bu yılın sonlarına dorğu yayınlanması bekleniyor. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[blind guardian]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4142</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:36:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4142</guid>
			<description><![CDATA[BLIND GUARDIAN
Blind Guardian'ın uzun ve zor yolu Krefeld kasabasında 1985 yılında başladı. O yıl André Olbrich okul arkadaşı Hansi Kürsch'e kurdukları küçük gruba katılmasını önermişti. Grubun adı "Lucifer's Heritage" idi. Birkaç değişiklikten sonra grup bu güne kadar gelen kadrosunu oluşturdu. Bu dört ozan; Hansi Kürsch (vokal ve bass), André Olbrich (lead gitar), Magnus Siepen (ritim gitar) ve Thomas Stauch (davul). 

Aynı sene çıkardıkları ilk demoları "Symphonies Of Doom" underground eleştirmenler tarafından çok başarılı bulundu. 1986'da çıkardıkları ikinci demoları, "Battalions Of Fear" onların No Remorse Records ile anlaşmalarını sağladı. 

1987 sonlarında kayıt ettikleri ikinci demolarıyla aynı adı taşıyan ikinci albümleri "Battalions Of Fear", No Remorse etiketiyle 1988 yılında piyasaya sürüldü. Bu zamanda müzikleri Queensyrche ve Helloween gibi ünlü grupların etkisinde kalmıştı. 

1989 yılında ikinci albümleri "Follow The Blind"ı çıkardılar. Bu albümde Kai Hansen "Valhalla" ve "Hall Of The King" şarkılarında gitar ve vokal olarak katıldı. 

Asıl Blind Guardian tarihi 1990'de çıkan "Tales From The Twilight World" albümüyle başlıyordu. Bu albümde Blind Guardian diğer gruplarla karşılaştırılmayacak hale geliyor ve kendine özgü tarzını kazanıyordu. Bu albümdeki önemli bir nokta da albüm kapağının Andreas Marschall tarafından çizilmesiydi. Bu kapak aynı sene en iyi metal albüm kapağı seçilecekti. Bu albümde önceki albümlerdeki gibi Kalle Trapp prodüktörlük yaptı. 

Bundan sonra Blind Guardian büyük bir atak yaparak daha büyük bir şirket olan Virgin Records ile anlaştı. Bunu 1992'deki "Somewhere Far Beyond" adlı dördüncü albümleri izledi. Bu albüm sayesinde Blind Guardian dünya çapında tanındı. 

1993 yılında güneşin yükseldiği ülke Japonya'da kaydettikleri ilk ve şu ana kadartek konser albümleri olan "Tokyo Tales"i piyasaya sürdüler. Bu albümden sonra bir çok grup Tokyo'yu konser mekanı olarak seçti. 

1994 yılında geçmişteki albümlerine prodüktörlük yapan Kalle Trapp ile bağlarını koparıp başarılı Metallica albümlerinde imzası bulunan Flemming Rasmussen ile yollarına devam ettiler. 

Başarılı EP'leri "A Past And A Future Secret"tan sonra 1993 Nisan'ında "Imaginations From The Other Side" kaydedildi. 

İkinci EP'leri "Mr. Sandman"den sonra 1996 yılında "Forgotten Tales" adlı coverlardan ve remixlerden oluşan biraz da deneysel bir albüm piyasaya sürdüler. 

2 Mart 1998 tarihinde üçüncü EP'leri "Mirror Mirror" hazırdı. "Mirror Mirror" mükemmeldi. Herkes çıkacak albümü bekliyordu. 

27 Nisan 1998'de beklenen an gelmişti. "Nightfall In Middle Earth" çıkmıştı. Bu Blind Guardian'nın ulaştığı en üst noktaydı. Otoriteler hemfikirdi: Albüm mükemmeldi! John Ronald Reuel Tolkien'in "The Silmarillion" adlı kitabı üstüne çıkarılmış bir konsept albüm olan "Nightfall In Middle Earth"ün prodüktörlüğü Blind Guardian yapmıştı. Albüm Alman listelerinde 7. sıraya kadar yükseldi. Bu bir metal grubunun uzun zamandır erişemediği bir başarıydı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BLIND GUARDIAN
Blind Guardian'ın uzun ve zor yolu Krefeld kasabasında 1985 yılında başladı. O yıl André Olbrich okul arkadaşı Hansi Kürsch'e kurdukları küçük gruba katılmasını önermişti. Grubun adı "Lucifer's Heritage" idi. Birkaç değişiklikten sonra grup bu güne kadar gelen kadrosunu oluşturdu. Bu dört ozan; Hansi Kürsch (vokal ve bass), André Olbrich (lead gitar), Magnus Siepen (ritim gitar) ve Thomas Stauch (davul). 

Aynı sene çıkardıkları ilk demoları "Symphonies Of Doom" underground eleştirmenler tarafından çok başarılı bulundu. 1986'da çıkardıkları ikinci demoları, "Battalions Of Fear" onların No Remorse Records ile anlaşmalarını sağladı. 

1987 sonlarında kayıt ettikleri ikinci demolarıyla aynı adı taşıyan ikinci albümleri "Battalions Of Fear", No Remorse etiketiyle 1988 yılında piyasaya sürüldü. Bu zamanda müzikleri Queensyrche ve Helloween gibi ünlü grupların etkisinde kalmıştı. 

1989 yılında ikinci albümleri "Follow The Blind"ı çıkardılar. Bu albümde Kai Hansen "Valhalla" ve "Hall Of The King" şarkılarında gitar ve vokal olarak katıldı. 

Asıl Blind Guardian tarihi 1990'de çıkan "Tales From The Twilight World" albümüyle başlıyordu. Bu albümde Blind Guardian diğer gruplarla karşılaştırılmayacak hale geliyor ve kendine özgü tarzını kazanıyordu. Bu albümdeki önemli bir nokta da albüm kapağının Andreas Marschall tarafından çizilmesiydi. Bu kapak aynı sene en iyi metal albüm kapağı seçilecekti. Bu albümde önceki albümlerdeki gibi Kalle Trapp prodüktörlük yaptı. 

Bundan sonra Blind Guardian büyük bir atak yaparak daha büyük bir şirket olan Virgin Records ile anlaştı. Bunu 1992'deki "Somewhere Far Beyond" adlı dördüncü albümleri izledi. Bu albüm sayesinde Blind Guardian dünya çapında tanındı. 

1993 yılında güneşin yükseldiği ülke Japonya'da kaydettikleri ilk ve şu ana kadartek konser albümleri olan "Tokyo Tales"i piyasaya sürdüler. Bu albümden sonra bir çok grup Tokyo'yu konser mekanı olarak seçti. 

1994 yılında geçmişteki albümlerine prodüktörlük yapan Kalle Trapp ile bağlarını koparıp başarılı Metallica albümlerinde imzası bulunan Flemming Rasmussen ile yollarına devam ettiler. 

Başarılı EP'leri "A Past And A Future Secret"tan sonra 1993 Nisan'ında "Imaginations From The Other Side" kaydedildi. 

İkinci EP'leri "Mr. Sandman"den sonra 1996 yılında "Forgotten Tales" adlı coverlardan ve remixlerden oluşan biraz da deneysel bir albüm piyasaya sürdüler. 

2 Mart 1998 tarihinde üçüncü EP'leri "Mirror Mirror" hazırdı. "Mirror Mirror" mükemmeldi. Herkes çıkacak albümü bekliyordu. 

27 Nisan 1998'de beklenen an gelmişti. "Nightfall In Middle Earth" çıkmıştı. Bu Blind Guardian'nın ulaştığı en üst noktaydı. Otoriteler hemfikirdi: Albüm mükemmeldi! John Ronald Reuel Tolkien'in "The Silmarillion" adlı kitabı üstüne çıkarılmış bir konsept albüm olan "Nightfall In Middle Earth"ün prodüktörlüğü Blind Guardian yapmıştı. Albüm Alman listelerinde 7. sıraya kadar yükseldi. Bu bir metal grubunun uzun zamandır erişemediği bir başarıydı. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[black sabbath]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4141</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:33:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4141</guid>
			<description><![CDATA[BLACK SABBATH
Gitarda Tony Iommi, basta Terry "Geezer" Butler, davulda Bill Ward ve vokalde Ozzy Osbourne tarafından 1969 yılında kurulan grup, Hard Rock ve Heavy Metal in gelişiminde rol oynayan en önemli gruplardan biri oldu. Önceleri Caz üzerinde çalışan ve isimleri Earth olan grup daha sonra adını Black Sabbath olarak değiştirdi ve Rock üzerinde yoğunlastı. İlk albumlerinin kapağında yer alan cadı tasviri yüzünden satanist etkiler barındırdıkları ileri sürüldü. Anavatanları olan İngiltere nin orta kesimlerinin kasvetli havası, ortacag efsaneleri ve teknolojik karmasa albümlerinin ana temasını oluşturdu. "Paranoid", "Black Sabbath Vol.4", "Sabbath Bloody Sabbath", "Sabotage", "Heaven And Hell" gibi klasikleşen albumlerle Hard Rock ve Heavy Metalin gelişiminde çok büyük bir etki yaptı. Metallica, Motörhead, Slayer, Iron Maiden, Megadeth, King s X, Overkill gibi çok değisik tarzlarda müzik yapan bircok grubu etkiledi, hatta o kadar ki kendisinden 20 yıl sonra bile taklitleri en az onun kadar prim yaptılar. Hemen her calismasıyla adeta ders niteleginde örnekler veren Black Sabbath, Rock evrimi içindeki en önemli gruplar arasında yer almayı başardı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BLACK SABBATH
Gitarda Tony Iommi, basta Terry "Geezer" Butler, davulda Bill Ward ve vokalde Ozzy Osbourne tarafından 1969 yılında kurulan grup, Hard Rock ve Heavy Metal in gelişiminde rol oynayan en önemli gruplardan biri oldu. Önceleri Caz üzerinde çalışan ve isimleri Earth olan grup daha sonra adını Black Sabbath olarak değiştirdi ve Rock üzerinde yoğunlastı. İlk albumlerinin kapağında yer alan cadı tasviri yüzünden satanist etkiler barındırdıkları ileri sürüldü. Anavatanları olan İngiltere nin orta kesimlerinin kasvetli havası, ortacag efsaneleri ve teknolojik karmasa albümlerinin ana temasını oluşturdu. "Paranoid", "Black Sabbath Vol.4", "Sabbath Bloody Sabbath", "Sabotage", "Heaven And Hell" gibi klasikleşen albumlerle Hard Rock ve Heavy Metalin gelişiminde çok büyük bir etki yaptı. Metallica, Motörhead, Slayer, Iron Maiden, Megadeth, King s X, Overkill gibi çok değisik tarzlarda müzik yapan bircok grubu etkiledi, hatta o kadar ki kendisinden 20 yıl sonra bile taklitleri en az onun kadar prim yaptılar. Hemen her calismasıyla adeta ders niteleginde örnekler veren Black Sabbath, Rock evrimi içindeki en önemli gruplar arasında yer almayı başardı. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[avenged sevenfold]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4140</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:31:40 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4140</guid>
			<description><![CDATA[AVENGED SEVENFOLD
1999 senesinde California&#8217;da kurulan Amerikalı metalcore grubu Avenged Sevenfold veya bir diğer ismiyle A7X, ilk kadrosunda M. Shadows (vokal, klavye, gitar), Zacky Vengenance (gitar), Justin Sane (bas gitar) ve The Reverend Tholomew Plague (davul, piyano)&#8217;ı bulunduruyordu. Bu kadroyla aynı sene bir demo hazırlayan grup, 2000 senesinde de demoya ekstradan 2 parça ekleyerek bir demo daha kaydetti. 

&#8220;Sounding The Seventh Trumpet&#8221; adlı ilk albümünü Belçikalı Good Life Recordings etiketiyle 2001 senesinde yayımlayan Avenged Sevenfold, albümün prodüksiyonunda Donnell Cameron ile çalıştı. Daha 18 yaşındayken hazırladıkları albümden &#8220;Warmness On The Soul&#8221; parçasına bir de video klip çeken dörtlü, albüm sonrasında Synyester Gates (gitar, piyano)&#8217;i kadrosuna ekledi. Ayrıca bas gitarist Justin Sane ile yollarını ayıran grup, boşluğu Dameon Ash ile kapattı. Bu kadroyla aynı sene &#8220;Warmness On The Soul&#8221; adlı EP&#8217;yi hazır hale getiren topluluk, EP içerisine ilk albümde yer alan &#8220;To End The Rapture&#8221; adlı parçanın farklı bir versiyonunu bulundurdu. 

&#8220;Warmness On The Soul&#8221; EP&#8217;si sonrasında Hopeless Records ile anlaşmaya varan Avenged Sevenfold, 2002 senesinde ilk albümü yeniden basarken, albümdeki tek fark &#8220;To End The Rapture&#8221; parçasının farklı olmasıydı. Albüm sonrasında Dameon Ash ile de yollarını ayıran grup, bu sefer bas gitarist boşluğu Johnny Christ ile kapattı. 

2003 senesinde &#8220;Waking The Fallen&#8221; adlı 2. albümünü Andrew Murdock ve Fred Archambault prodüktörlüğünde piyasaya süren Avenged Sevenfold, albümün soundunda metalcore tarzını daha fazla hissettirdi. Albümde vokalist M. Shadows, tekniğiyle dikkat çekerken, albümün bir diğer dikkat çeken unsuru albümün önceki albüme daha melodik altyapılar taşımasıydı. İnsanlığın sonu ve kıyamet gününün tema olarak işlendiği albümden &#8220;Unholy Confessions&#8221; adlı parçayı single olarak yayımlayan grup, ayrıca parçaya bir de video klip çekti. 

&#8220;Waking The Fallen&#8221; albümü sonrası Warner Bros. Records ile anlaşmaya varan Avenged Sevenfold, 2005 senesinin sonuna doğru &#8220;City Of Evil&#8221; adlı 3. albümünü hayranlarına sundu. Albümün soundunda metalcore tarzından uzaklaştığı gözlemlenen grup, daha çok hard rock&#8217;a yakın bir tarza büründü. Albümün prodüksiyonunda yeniden Andrew Murdock ile biraraya gelen beşli, albümle Amerika listelerinde 30 numaraya yerleşti. Albümden &#8220;Burn It Down&#8221;, &#8220;Bat Country&#8221;, &#8220;Beast And The Harlot&#8221; ve &#8220;Seize The Day&#8221; parçalarını single olarak piyasaya süren topluluk, &#8220;Bat Country&#8221; single&#8217;ı ile Amerika Modern Rock listelerinde 6 numara olmayı başardı. Her single&#8217;a da birer video klip çeken grup, özellikle &#8220;Bat Country&#8221; parçasının video klibiyle müzikseverlerden büyük beğeni topladı. 

2007 nin ilk aylarında,kendi adlarını taşıyan son albümlerini yayınlayan grup bu albümden ilk single 'Almost Easy' ile dikkatleri üstüne çekmeye devam ediyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[AVENGED SEVENFOLD
1999 senesinde California&#8217;da kurulan Amerikalı metalcore grubu Avenged Sevenfold veya bir diğer ismiyle A7X, ilk kadrosunda M. Shadows (vokal, klavye, gitar), Zacky Vengenance (gitar), Justin Sane (bas gitar) ve The Reverend Tholomew Plague (davul, piyano)&#8217;ı bulunduruyordu. Bu kadroyla aynı sene bir demo hazırlayan grup, 2000 senesinde de demoya ekstradan 2 parça ekleyerek bir demo daha kaydetti. 

&#8220;Sounding The Seventh Trumpet&#8221; adlı ilk albümünü Belçikalı Good Life Recordings etiketiyle 2001 senesinde yayımlayan Avenged Sevenfold, albümün prodüksiyonunda Donnell Cameron ile çalıştı. Daha 18 yaşındayken hazırladıkları albümden &#8220;Warmness On The Soul&#8221; parçasına bir de video klip çeken dörtlü, albüm sonrasında Synyester Gates (gitar, piyano)&#8217;i kadrosuna ekledi. Ayrıca bas gitarist Justin Sane ile yollarını ayıran grup, boşluğu Dameon Ash ile kapattı. Bu kadroyla aynı sene &#8220;Warmness On The Soul&#8221; adlı EP&#8217;yi hazır hale getiren topluluk, EP içerisine ilk albümde yer alan &#8220;To End The Rapture&#8221; adlı parçanın farklı bir versiyonunu bulundurdu. 

&#8220;Warmness On The Soul&#8221; EP&#8217;si sonrasında Hopeless Records ile anlaşmaya varan Avenged Sevenfold, 2002 senesinde ilk albümü yeniden basarken, albümdeki tek fark &#8220;To End The Rapture&#8221; parçasının farklı olmasıydı. Albüm sonrasında Dameon Ash ile de yollarını ayıran grup, bu sefer bas gitarist boşluğu Johnny Christ ile kapattı. 

2003 senesinde &#8220;Waking The Fallen&#8221; adlı 2. albümünü Andrew Murdock ve Fred Archambault prodüktörlüğünde piyasaya süren Avenged Sevenfold, albümün soundunda metalcore tarzını daha fazla hissettirdi. Albümde vokalist M. Shadows, tekniğiyle dikkat çekerken, albümün bir diğer dikkat çeken unsuru albümün önceki albüme daha melodik altyapılar taşımasıydı. İnsanlığın sonu ve kıyamet gününün tema olarak işlendiği albümden &#8220;Unholy Confessions&#8221; adlı parçayı single olarak yayımlayan grup, ayrıca parçaya bir de video klip çekti. 

&#8220;Waking The Fallen&#8221; albümü sonrası Warner Bros. Records ile anlaşmaya varan Avenged Sevenfold, 2005 senesinin sonuna doğru &#8220;City Of Evil&#8221; adlı 3. albümünü hayranlarına sundu. Albümün soundunda metalcore tarzından uzaklaştığı gözlemlenen grup, daha çok hard rock&#8217;a yakın bir tarza büründü. Albümün prodüksiyonunda yeniden Andrew Murdock ile biraraya gelen beşli, albümle Amerika listelerinde 30 numaraya yerleşti. Albümden &#8220;Burn It Down&#8221;, &#8220;Bat Country&#8221;, &#8220;Beast And The Harlot&#8221; ve &#8220;Seize The Day&#8221; parçalarını single olarak piyasaya süren topluluk, &#8220;Bat Country&#8221; single&#8217;ı ile Amerika Modern Rock listelerinde 6 numara olmayı başardı. Her single&#8217;a da birer video klip çeken grup, özellikle &#8220;Bat Country&#8221; parçasının video klibiyle müzikseverlerden büyük beğeni topladı. 

2007 nin ilk aylarında,kendi adlarını taşıyan son albümlerini yayınlayan grup bu albümden ilk single 'Almost Easy' ile dikkatleri üstüne çekmeye devam ediyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[audioslave]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4139</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:28:44 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4139</guid>
			<description><![CDATA[AUDIOSLAVE
Geçtiğimiz yıllarda dağılan ünlü alternatif müzik grubu Soundgarden ve sert müzikleri, sosyalist fikirli toplumsal mesajlarıyla ön plana çıkan Rage Against The Machine grubu elemanlarından oluşan yeni Audioslave topluluğu, ilk albümünü 19 Kasım 2002 tarihinde Epic Records şirketinden çıkarttı. 

Kadrosunu; Soundgarden&#8217;ın eski vokalisti Chris Cornell, dağılan Rage Against The Machine grubunun gitaristi Tom Morello, bassçısı Tim Commerfold ve davulcusu Brad Vilk&#8217;in oluşturduğu Audioslave, farklı tarzda iki grubun uyumlu bir buluşma gerçekleştirebileceklerini göstermesi açısından da önemli bir topluluk olarak gösterilebilir. 

Grubun, kendi adını taşıyan &#8220;Audioslave&#8221; albümü 14 parçadan meydana geliyor. Geneline hareketli parçaların hakim olduğu çalışmada &#8220;I Am The Highway&#8221;, &#8220;Like a Stone&#8221; gibi ağır tempolu parçalar da yer alıyor. Çıkış şarkısı olarak, daha önce tek parçalık albüm (single) şekliyle de piyasaya sürülen &#8220;Cochise&#8221; gösteriliyor. Klibinde &#8220;Play Loud&#8221; (Gürültülü Dinleyin) ibaresinin yer aldığı şarkı, anımsattığı Rage Against The Machine tarzıyla dikkat çekiyor. 

Albümün diğer iddialı şarkıları arasında &#8220;Show Me How To Live&#8221;, &#8220;Gasoline&#8221;, &#8220;Set If Off&#8221; ve &#8220;Shadow On The Sun&#8221;ı saymak mümkün. Ses tellerinde oluşan rahatsızlığa ve doktorların kendisine sesini daha dikkatli kullanması gerektiğini öğütlemesine karşın Chris Cornell&#8217;ın buna aldırış etmediği ve parçaları yorumlarken eski performansını en iyi şekilde sergilediği gözden kaçmıyor. 

Kurulma aşamasında kendileriyle aynı ismi taşıyan gruba 30.000&#36; tazminat ödeyerek isim hakkını almakta ısrar eden Audioslave grubu, aynı adla çıkardıkları albümleriyle müzik dünyasında kalıcı olacaklarını kanıtlamayı amaçlıyorlardı. 90&#8217;lı yılların başındaki efsanevi rock dönemini yaşatan ve oldukça keyifli şarkılardan oluşan albüm, topluluğun bu hedefe ulaşmakta zorlanmayacağını gösteriyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[AUDIOSLAVE
Geçtiğimiz yıllarda dağılan ünlü alternatif müzik grubu Soundgarden ve sert müzikleri, sosyalist fikirli toplumsal mesajlarıyla ön plana çıkan Rage Against The Machine grubu elemanlarından oluşan yeni Audioslave topluluğu, ilk albümünü 19 Kasım 2002 tarihinde Epic Records şirketinden çıkarttı. 

Kadrosunu; Soundgarden&#8217;ın eski vokalisti Chris Cornell, dağılan Rage Against The Machine grubunun gitaristi Tom Morello, bassçısı Tim Commerfold ve davulcusu Brad Vilk&#8217;in oluşturduğu Audioslave, farklı tarzda iki grubun uyumlu bir buluşma gerçekleştirebileceklerini göstermesi açısından da önemli bir topluluk olarak gösterilebilir. 

Grubun, kendi adını taşıyan &#8220;Audioslave&#8221; albümü 14 parçadan meydana geliyor. Geneline hareketli parçaların hakim olduğu çalışmada &#8220;I Am The Highway&#8221;, &#8220;Like a Stone&#8221; gibi ağır tempolu parçalar da yer alıyor. Çıkış şarkısı olarak, daha önce tek parçalık albüm (single) şekliyle de piyasaya sürülen &#8220;Cochise&#8221; gösteriliyor. Klibinde &#8220;Play Loud&#8221; (Gürültülü Dinleyin) ibaresinin yer aldığı şarkı, anımsattığı Rage Against The Machine tarzıyla dikkat çekiyor. 

Albümün diğer iddialı şarkıları arasında &#8220;Show Me How To Live&#8221;, &#8220;Gasoline&#8221;, &#8220;Set If Off&#8221; ve &#8220;Shadow On The Sun&#8221;ı saymak mümkün. Ses tellerinde oluşan rahatsızlığa ve doktorların kendisine sesini daha dikkatli kullanması gerektiğini öğütlemesine karşın Chris Cornell&#8217;ın buna aldırış etmediği ve parçaları yorumlarken eski performansını en iyi şekilde sergilediği gözden kaçmıyor. 

Kurulma aşamasında kendileriyle aynı ismi taşıyan gruba 30.000&#36; tazminat ödeyerek isim hakkını almakta ısrar eden Audioslave grubu, aynı adla çıkardıkları albümleriyle müzik dünyasında kalıcı olacaklarını kanıtlamayı amaçlıyorlardı. 90&#8217;lı yılların başındaki efsanevi rock dönemini yaşatan ve oldukça keyifli şarkılardan oluşan albüm, topluluğun bu hedefe ulaşmakta zorlanmayacağını gösteriyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[apocalyptica]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4138</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:26:03 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4138</guid>
			<description><![CDATA[APOCALYIPTICA
Finlandiya'daki Sibelius Akademisi'nin çello bölümü öğrencileri olan Eicca Toppinen, Max Lilja, Paavo Lotjonen ve Antero Mannien'den oluşan ve müziğiyle, klasik müzik ve heavy metal arasındaki sınırın sanılanın aksine çok ince olduğunu düşündüren Apocalyptica grubu, dört gencin, yakın çevrelerine çaldıkları Metallica yorumlarıyla müzik çalışmalarına başladı. Esin kaynaklarının ünlü Rus klasik müzik bestecisi Dmitri Shostakovich olduğunu her fırsatta dile getiren grup elemanları, bu çalışmalarını mezuniyet törenlerinde sergilediklerinde ise tam anlamıyla kıyamet kopmuştu. Grup, Metallica parçalarını ezbere bilen seyircilerin de eşliğiyle öyle başarılı bir performans sergiledi ki, büyük plak şirketlerinden biriyle anlaşma başarısını gösterdiklerinde bu olayın üzerinden henüz bir hafta bile geçmemişti. 

Metallica'nın "Enter Sandman", "The Unforgiven", "Wherever I May Roam", "Master of Puppets", "Harvester of Sorrow" gibi parçalarını dört çelloyla yorumladıkları ilk albümleri "Plays Metallica By Four Cellos", 1996 yılında piyasaya çıkarak tüm dünyada 250.000 adetlik satışla metal müzik dinleyicilerinin yanı sıra klasik müzik severlerin de arşivlerinde yer almayı başardı. Çellolarını amfiye bağlayarak oldukça ilginç ve bir o kadar da üstün işler yaratan grup üyeleri, bu albümle Metallica'dan da övgü almayı başardılar. 

Mtv Avrupa ve Amerika haber bültenlerinde yer almaya başlayan Apocalyptica, Sex Pistols, Sepultura ve Bad Religion gibi gruplarla aynı sahneyi paylaştı. Daha sonra Metallica'nın alt grubu olarak sahne alan topluluk geniş kitlelerin beğenisini kazandı. İlgi öylesine büyüktü ki, diğer birçok Metallica konseri öncesinde Apocalyptica eserleri, dinleyenlere banttan sunulmaya başlandı. 

Grup 1997 yılında, ülkemizdeki dinleyenleriyle buluşmak üzere Cemal Reşit Rey 2. Uluslararası Gençlik Festivali kapsamında sahneye çıkmış ve inanılmaz bir ilgiyle karşılaşmıştı. 

Topluluğun; Sepultura, Pantera, Metallica, Faith No More yorumlarının yanısıra, içerisinde grup üyelerinden Eicca Toppinen'in bestelerinin de bulunduğu bir albümle hayranlarının karşısına çıktılar. Bu çalışma, Apocalyptica'nın sadece diğer grupların eserlerini yorumlarken değil, özgün çalışmalarıyla da ne kadar başarılı olabileceklerinin bir kanıtı niteliğindeydi. 1998 yılında piyasaya çıkan "Inquisition Symphony" adlı bu albüm, öncekinden sert bir tarza sahipti. Grup, bu çalışmayı sunduğu turne kapsamında İstanbul ve Ankara'da da konserler verdi. 

Avrupa'da gösterime giren ve başrollerini Jason Patric, Ben Stiller ve Nastassja Kinski'nin paylaştığı "Your Friends and Neighbours" filminde, ilk albümden üç parçaları kullanılan grup, böylece ilk 'gümüş ekran' denemelerini de yapmış oldu. 2000 yılı çıkışlı "Cult" albümü ise Eicca Toppinen?in besteci yönünün gitgide geliştiğinin göstergesiydi. 

Sonrasında grubu, Şebnem Ferah?ın "Perdeler" şarkısına eşlik ederken dinledik. Ferah'ın albümünde biri orijinal, diğeri Apocalyptica düzenlemesi olan iki sürüm yer aldı. Bu arada grupta eleman değişiklikleri de oldu. Antero Manninen'in yerini Helsinki Flarmoni Orkestrası'nın metalci çello sanatçısı Perttu Kivilaakso alırken Max Lilja gruptan ayrıldı. 

Kayıt firması Universal bu dönemde boş durmayarak son albümleri olan "Cult"ın çift cdlik özel baskısını piyasaya sürdü. Sunulan özel çalışmada, "Cult" albümündeki çalışmaların yanısıra; Guano Apes solisti Sandra Nasic'in vokal yaptığı "Path Vol.2" ve Farmer Boys'dan Matthias Sayer'in sesiyle eşlik ettiği "Hope Vol.2" ile "Harmageddon", "Nothing Else Matters" ve "Inquisition Symphony"nin canlı kayıtları da yer aldı. 

"Vidocq" adlı filmde müzikleriyle yer almaları, durgun oldukları bu arada dikkat çeken çalışmalarından biriydi. Antero Mannien'in de ayrılması ldağılma korkusu yaratsa da grup sessiz sedasız çalışmalarına devam etti. Beklenen "Reflections" albümünde, usta davulcu Dave Lombardo'nun da konuk olarak yer alması herkes için tam bir sürpriz oldu. Tamamı kendi bestelerinden oluşan 10 Şubat 2003 çıkışlı bu albümleriyle yeni bir tarzı, çello-rockı yarattıklarını belirten grup üyeleri, sürekli gelişerek yollarına devam ediyorlar. Eğitimli oluşlarının yarattığı farkı koruyan, çalışkan ve özgün çizgileriyle... 

17 eylül 2007&#8217; de piyasaya çıkacak altıncı albümün ismi &#8217;&#8217;Worlds Collide&#8217;&#8217; olarak açıklan albümde Corey Taylor ( Slipknot and Stone Sour ) , Dave Lombardo (Slayer), Tomoyasu Hotei, Joseph Duplantier (Gojira), Cristina Scabbia (Lacuna Coil) gibi konuk sanatçılarda yer alıcak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[APOCALYIPTICA
Finlandiya'daki Sibelius Akademisi'nin çello bölümü öğrencileri olan Eicca Toppinen, Max Lilja, Paavo Lotjonen ve Antero Mannien'den oluşan ve müziğiyle, klasik müzik ve heavy metal arasındaki sınırın sanılanın aksine çok ince olduğunu düşündüren Apocalyptica grubu, dört gencin, yakın çevrelerine çaldıkları Metallica yorumlarıyla müzik çalışmalarına başladı. Esin kaynaklarının ünlü Rus klasik müzik bestecisi Dmitri Shostakovich olduğunu her fırsatta dile getiren grup elemanları, bu çalışmalarını mezuniyet törenlerinde sergilediklerinde ise tam anlamıyla kıyamet kopmuştu. Grup, Metallica parçalarını ezbere bilen seyircilerin de eşliğiyle öyle başarılı bir performans sergiledi ki, büyük plak şirketlerinden biriyle anlaşma başarısını gösterdiklerinde bu olayın üzerinden henüz bir hafta bile geçmemişti. 

Metallica'nın "Enter Sandman", "The Unforgiven", "Wherever I May Roam", "Master of Puppets", "Harvester of Sorrow" gibi parçalarını dört çelloyla yorumladıkları ilk albümleri "Plays Metallica By Four Cellos", 1996 yılında piyasaya çıkarak tüm dünyada 250.000 adetlik satışla metal müzik dinleyicilerinin yanı sıra klasik müzik severlerin de arşivlerinde yer almayı başardı. Çellolarını amfiye bağlayarak oldukça ilginç ve bir o kadar da üstün işler yaratan grup üyeleri, bu albümle Metallica'dan da övgü almayı başardılar. 

Mtv Avrupa ve Amerika haber bültenlerinde yer almaya başlayan Apocalyptica, Sex Pistols, Sepultura ve Bad Religion gibi gruplarla aynı sahneyi paylaştı. Daha sonra Metallica'nın alt grubu olarak sahne alan topluluk geniş kitlelerin beğenisini kazandı. İlgi öylesine büyüktü ki, diğer birçok Metallica konseri öncesinde Apocalyptica eserleri, dinleyenlere banttan sunulmaya başlandı. 

Grup 1997 yılında, ülkemizdeki dinleyenleriyle buluşmak üzere Cemal Reşit Rey 2. Uluslararası Gençlik Festivali kapsamında sahneye çıkmış ve inanılmaz bir ilgiyle karşılaşmıştı. 

Topluluğun; Sepultura, Pantera, Metallica, Faith No More yorumlarının yanısıra, içerisinde grup üyelerinden Eicca Toppinen'in bestelerinin de bulunduğu bir albümle hayranlarının karşısına çıktılar. Bu çalışma, Apocalyptica'nın sadece diğer grupların eserlerini yorumlarken değil, özgün çalışmalarıyla da ne kadar başarılı olabileceklerinin bir kanıtı niteliğindeydi. 1998 yılında piyasaya çıkan "Inquisition Symphony" adlı bu albüm, öncekinden sert bir tarza sahipti. Grup, bu çalışmayı sunduğu turne kapsamında İstanbul ve Ankara'da da konserler verdi. 

Avrupa'da gösterime giren ve başrollerini Jason Patric, Ben Stiller ve Nastassja Kinski'nin paylaştığı "Your Friends and Neighbours" filminde, ilk albümden üç parçaları kullanılan grup, böylece ilk 'gümüş ekran' denemelerini de yapmış oldu. 2000 yılı çıkışlı "Cult" albümü ise Eicca Toppinen?in besteci yönünün gitgide geliştiğinin göstergesiydi. 

Sonrasında grubu, Şebnem Ferah?ın "Perdeler" şarkısına eşlik ederken dinledik. Ferah'ın albümünde biri orijinal, diğeri Apocalyptica düzenlemesi olan iki sürüm yer aldı. Bu arada grupta eleman değişiklikleri de oldu. Antero Manninen'in yerini Helsinki Flarmoni Orkestrası'nın metalci çello sanatçısı Perttu Kivilaakso alırken Max Lilja gruptan ayrıldı. 

Kayıt firması Universal bu dönemde boş durmayarak son albümleri olan "Cult"ın çift cdlik özel baskısını piyasaya sürdü. Sunulan özel çalışmada, "Cult" albümündeki çalışmaların yanısıra; Guano Apes solisti Sandra Nasic'in vokal yaptığı "Path Vol.2" ve Farmer Boys'dan Matthias Sayer'in sesiyle eşlik ettiği "Hope Vol.2" ile "Harmageddon", "Nothing Else Matters" ve "Inquisition Symphony"nin canlı kayıtları da yer aldı. 

"Vidocq" adlı filmde müzikleriyle yer almaları, durgun oldukları bu arada dikkat çeken çalışmalarından biriydi. Antero Mannien'in de ayrılması ldağılma korkusu yaratsa da grup sessiz sedasız çalışmalarına devam etti. Beklenen "Reflections" albümünde, usta davulcu Dave Lombardo'nun da konuk olarak yer alması herkes için tam bir sürpriz oldu. Tamamı kendi bestelerinden oluşan 10 Şubat 2003 çıkışlı bu albümleriyle yeni bir tarzı, çello-rockı yarattıklarını belirten grup üyeleri, sürekli gelişerek yollarına devam ediyorlar. Eğitimli oluşlarının yarattığı farkı koruyan, çalışkan ve özgün çizgileriyle... 

17 eylül 2007&#8217; de piyasaya çıkacak altıncı albümün ismi &#8217;&#8217;Worlds Collide&#8217;&#8217; olarak açıklan albümde Corey Taylor ( Slipknot and Stone Sour ) , Dave Lombardo (Slayer), Tomoyasu Hotei, Joseph Duplantier (Gojira), Cristina Scabbia (Lacuna Coil) gibi konuk sanatçılarda yer alıcak.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[anathema]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4137</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:23:26 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4137</guid>
			<description><![CDATA[ANATHEMA
Bir zamanların en büyük Doom Metal gruplarından birisi. Her ne kadar çoğu dinleyici "Angelica", "One Last Goodbye" gibi grubun Doom Metal tarzından uzaklaştığı dönemlerde yazdıkları şarkılarla tanısa da, onlar aslında "Athmospheric Doom Metal" yapmak için kurulmuş bir gruptu. 
Önceleri Pagan Angel adıyla kurulan grubun ilk kadrosu Darren White (vokal),Daniel ve Vincent Cavanagh (Gitar), Jamie Cavanagh (bas gitar) ve John Douglas'tan (Bateri) oluşmaktaydı.Grup fikri bir gün beraber evde otururlarken Danny tarafından ortaya atıldı.1990 yılında kendi imkanları ile "An İliad Of Woes" adlı demoyu kaydettiler.Bu sıralarda grup adını "Anathema" olarak değiştirdi ve dinleyicisi kitlesini az da olsa genişletti.Fakat asıl hayran kitlelerini Paradise Lost ve Bolt Thrower gibi gruplara alt grup olarak çıkmalarıyla kazandılar.1991 yılında All The Faith Is Lost adlı ikinci demolarını yayınladılar.Daha sonra Jamie gruptan ayrıldı ve yerine grubun ileriki dönemlerinde başarılar kazanmasında büyü payı olacak Duncan Patterson geldi.Daha sonra grup 1992 yılında Peaceville Records ile sözleşme imzaladı. 

Grup 1992 yılında kendi prodüktörlüklerini yaptıkları "Serenades" albümün kaydetti.Daha sonra Cannibal Corpse'un alt grubu olarak İngiltere'yi turladılar ve dönüşte,1993 Şubat'ında albümü yayınladılar.Serenades albümü Anathema için büyük dönüm noktalarından birisidir.Albüm rahatlıkla Doom Metal tarihinin en iyi albümlerinden birisi(Kimilerine göre de en iyisi) olarak gösterilebilir.Metal Hammer Serenades albümünü "Ayın Albümü" olarak seçmiştir.Grup 1993 ilkbaharında turneye çıktı ve yurtdışındaki ilk konserlerini vermeye başladı.Daha sonra 1994 yılında Cradle Of Filth ve At The Gates ile Almanya turnesine çıktı. 

1994 yılının Mayıs ayında Pentecost III isimli mini bir LP kaydetti fakat plak şirketi ile yaşanan sorunlar sebebiyle albüm 1995 Mayıs'ına kadar yayınlanmadı.Bu albüm aynı zamanda Darren White'ın grupla kaydettiği son albüm oldu.Grup üyeleri Darren'ın vokalinin kafalarındaki sound ile uyuşmadığını düşünüyorlardı. 

Darren'ın ayrılmasının ardından vokalleri Vincent devraldı ve Darren tarafından "Rise Pantheon Dreams" olarak isimlendirilen 2. albümün adı "The Silent Enigma" olarak değiştirildi.Albümün sözleri tamamen gruba aitti.Albüm Newcastle'da Lynx Studios'ta kaydedildi.Prodüksiyon yine gruba aitti,fakat grubun menajeri Venom'un davulcusu Abaddon oldu.23 Ekim 1995 yılında albüm yayınlandı.Dünya çapında ses getiren The Silent Enigma albümü gerçekten Doom Metal tarihinde öenmli bir yerde durmaktadır. Gerek sound,gerekse sözler ile gerçekten büyük bir başarıdır Anathema adına.Özellikle "A Dying Wish" şarkısında görülen Duncan Patterson'un sözleri,ilerisi için bir ipucu taşımaktadır ayrıca.Söz yazmadaki ustalığını yavaş yavaş göstermeye 
başladığı albümlerden birisidir The Silent Enigma.Grup albümden sonra Paradise Lost ile bir kez daha İngiltere turnesine ve daha sonra tek başlarına Avrupa turnesine çıktı.Ayrıca bu albümden sonra Anathema menajer Abaddon ile yollarını ayırdı. 

Grup 1996 yılında Eternity albümünü yayınladı.Albümün kaydı sadece 3 haftada tamamlandı.Artık Duncan Patterson'un gruptaki rolü iyiden iyiye belli olmaya başlamıştı.Özellikle Angelica,Eternity Part I,II,III,Suicide Veil,Far Away,Cries On The Wind şarkılarında yazdığı sözler ile grubu adeta sürüklemiştir.Çoğu kişiye göre (Ki buna ben de dahilim) Anathema en iyi zamanlarını Duncan ile yaşamıştır.Bu sıralar Danny daha çok müzik ile ilgilenmekteydi.Rahatlıkla Anathema'nın en iyi albümlerinden birisi olarak gösterilebilir Eternity. 

1998 yılında grup Kit Woolven prodüktörlüğünde Alternative 4 albümünü kaydetti.John Douglas albüm öncesi gruptan ayrıldığından, yerine Shaun Steels getirildi.Alternative 4 albümü,birçok açıdan Anathema'nın zirve yaptığı bir albümdür.Sert vokaller tamamen ortadan kaldırılmış,grubun (Özellikle Duncan'ın) söz yazmadaki olgunluğu şimdiye kadarki en üst düzeye gelmiştir.Danny ile Duncan'ın uyumu muhtemelen en iyi bu albümde görülebilir. 

Alternative 4'un yayınlanmasından sonra,grubun gidişatı hakkındaki fikirleri Danny ile uyuşmayan Duncan,gruptan ayrılma kararı almıştır.Özellikle fanlar üzerinde şok etkisi yaratan bu haberin üzerine tüm sorumluluk Danny ve Vincent'in üstüne kalmıştır.Grubun müziğinin nasıl bir halk alacağı büyük bir merak konusuydu. 

Judgement albümü böyle bir ruh hali içinde kaydedildi.Shaun Steels da yerini tekrar John Douglas'a bırakmıştı.Anathema için oldukça karışık bir dönemdi,albüm neredeyse tamamen belirsizlik içinde kaydedildi.Bu arada,albüm kaydedilmeden önce Danny ve Vincent kardeşlerin anneleri Helen Cavanagh'ın da ölümü tüm bunlara eklenince,ortaya çok karanlık bir albüm çıkması kaçınılmaz olmuştu.Albümdeki ve belki de Anathema'nın en iyi şarkılarından birisi olan "One Last Goodbye" Danny tarafından annesine ithafen, "Parisienne Moonlight" da yine Danny tarafından annesinin cevabı niteliğinde yazılmıştır.Sound olarak bakıldığında Danny ve Vincent kardeşlerin aklında olan ve ileride tamamen kendini belli edecek faha yumuşak bir müzik icra edilmiştir.Distortion yerine daha clean tonlar ile karanlık bir hava yakalanmıştır,dinlenebilirliği en yüksek olan Anathema albümlerinden biridir. 

2001 yılında,grup A Fine Day To Exit albümünü kaydetti.Grubun değişim süreci devam etmekteydi,fakat daha yumuşak bir albüm olmasına rağmen sözleri ve sound'u hala depresifti.Çoğu fan tarafından genel Anathema sound'undan uzaklaşmakla suçlansa da, objektif olarak bakıldığında hala Anathema'nın var olduğunu göstermesi açısından üzerinde durulması gereken bir albümdür. 

Bu albümden sonra,2002 yılında Danny şaşırtıcı bir şekilde Anathema'dan ayrıldığını açıkladı.Hayran kitlesi henüz şaşkınlığı üzerinden atamamışken Danny sevindirici bir şekilde tekrar Aanathema'ya döndüğünü açıkladı ve grup yeni albüm üzerinde çalışmaya başladı.2003'ün sonunna doğru "A Natural Disaster" adlı yeni albüm yayınlandı.Artık bu albümle grubun çizgisini iyice değiştirdiği görüldü.Bir kısım fanlar Anathema'nın eski yolundan uzaklaştığı gerekçesiyle hoşnut kalmazken,diğer kitle ise Anathema'nın hala ve de sert olmadan güzel işler çıkartabildiğini göstermesi açısından albümü çok beğendi.Enstrümanların daha fazla ön planda olduğu bir albümdü A Natural Disaster ve Anathema'nın geleceği ile ilgili ipuçları vermekteydi. 

2006 yılında grup yeni albüme koymayı planladıkları 2 şarkıyı yayınladı.Everything ve A Simple Mistake isimli şarkılar Anathema'nın yeni yüzünü doğrular nitelikte.Henüz bir plak şirketi ile anlaşması bulunmayan Anathema'nın çıkaracağı yeni albümün adı şu an için "Angels Walk Among Us" şeklinde düşünülmekte.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ANATHEMA
Bir zamanların en büyük Doom Metal gruplarından birisi. Her ne kadar çoğu dinleyici "Angelica", "One Last Goodbye" gibi grubun Doom Metal tarzından uzaklaştığı dönemlerde yazdıkları şarkılarla tanısa da, onlar aslında "Athmospheric Doom Metal" yapmak için kurulmuş bir gruptu. 
Önceleri Pagan Angel adıyla kurulan grubun ilk kadrosu Darren White (vokal),Daniel ve Vincent Cavanagh (Gitar), Jamie Cavanagh (bas gitar) ve John Douglas'tan (Bateri) oluşmaktaydı.Grup fikri bir gün beraber evde otururlarken Danny tarafından ortaya atıldı.1990 yılında kendi imkanları ile "An İliad Of Woes" adlı demoyu kaydettiler.Bu sıralarda grup adını "Anathema" olarak değiştirdi ve dinleyicisi kitlesini az da olsa genişletti.Fakat asıl hayran kitlelerini Paradise Lost ve Bolt Thrower gibi gruplara alt grup olarak çıkmalarıyla kazandılar.1991 yılında All The Faith Is Lost adlı ikinci demolarını yayınladılar.Daha sonra Jamie gruptan ayrıldı ve yerine grubun ileriki dönemlerinde başarılar kazanmasında büyü payı olacak Duncan Patterson geldi.Daha sonra grup 1992 yılında Peaceville Records ile sözleşme imzaladı. 

Grup 1992 yılında kendi prodüktörlüklerini yaptıkları "Serenades" albümün kaydetti.Daha sonra Cannibal Corpse'un alt grubu olarak İngiltere'yi turladılar ve dönüşte,1993 Şubat'ında albümü yayınladılar.Serenades albümü Anathema için büyük dönüm noktalarından birisidir.Albüm rahatlıkla Doom Metal tarihinin en iyi albümlerinden birisi(Kimilerine göre de en iyisi) olarak gösterilebilir.Metal Hammer Serenades albümünü "Ayın Albümü" olarak seçmiştir.Grup 1993 ilkbaharında turneye çıktı ve yurtdışındaki ilk konserlerini vermeye başladı.Daha sonra 1994 yılında Cradle Of Filth ve At The Gates ile Almanya turnesine çıktı. 

1994 yılının Mayıs ayında Pentecost III isimli mini bir LP kaydetti fakat plak şirketi ile yaşanan sorunlar sebebiyle albüm 1995 Mayıs'ına kadar yayınlanmadı.Bu albüm aynı zamanda Darren White'ın grupla kaydettiği son albüm oldu.Grup üyeleri Darren'ın vokalinin kafalarındaki sound ile uyuşmadığını düşünüyorlardı. 

Darren'ın ayrılmasının ardından vokalleri Vincent devraldı ve Darren tarafından "Rise Pantheon Dreams" olarak isimlendirilen 2. albümün adı "The Silent Enigma" olarak değiştirildi.Albümün sözleri tamamen gruba aitti.Albüm Newcastle'da Lynx Studios'ta kaydedildi.Prodüksiyon yine gruba aitti,fakat grubun menajeri Venom'un davulcusu Abaddon oldu.23 Ekim 1995 yılında albüm yayınlandı.Dünya çapında ses getiren The Silent Enigma albümü gerçekten Doom Metal tarihinde öenmli bir yerde durmaktadır. Gerek sound,gerekse sözler ile gerçekten büyük bir başarıdır Anathema adına.Özellikle "A Dying Wish" şarkısında görülen Duncan Patterson'un sözleri,ilerisi için bir ipucu taşımaktadır ayrıca.Söz yazmadaki ustalığını yavaş yavaş göstermeye 
başladığı albümlerden birisidir The Silent Enigma.Grup albümden sonra Paradise Lost ile bir kez daha İngiltere turnesine ve daha sonra tek başlarına Avrupa turnesine çıktı.Ayrıca bu albümden sonra Anathema menajer Abaddon ile yollarını ayırdı. 

Grup 1996 yılında Eternity albümünü yayınladı.Albümün kaydı sadece 3 haftada tamamlandı.Artık Duncan Patterson'un gruptaki rolü iyiden iyiye belli olmaya başlamıştı.Özellikle Angelica,Eternity Part I,II,III,Suicide Veil,Far Away,Cries On The Wind şarkılarında yazdığı sözler ile grubu adeta sürüklemiştir.Çoğu kişiye göre (Ki buna ben de dahilim) Anathema en iyi zamanlarını Duncan ile yaşamıştır.Bu sıralar Danny daha çok müzik ile ilgilenmekteydi.Rahatlıkla Anathema'nın en iyi albümlerinden birisi olarak gösterilebilir Eternity. 

1998 yılında grup Kit Woolven prodüktörlüğünde Alternative 4 albümünü kaydetti.John Douglas albüm öncesi gruptan ayrıldığından, yerine Shaun Steels getirildi.Alternative 4 albümü,birçok açıdan Anathema'nın zirve yaptığı bir albümdür.Sert vokaller tamamen ortadan kaldırılmış,grubun (Özellikle Duncan'ın) söz yazmadaki olgunluğu şimdiye kadarki en üst düzeye gelmiştir.Danny ile Duncan'ın uyumu muhtemelen en iyi bu albümde görülebilir. 

Alternative 4'un yayınlanmasından sonra,grubun gidişatı hakkındaki fikirleri Danny ile uyuşmayan Duncan,gruptan ayrılma kararı almıştır.Özellikle fanlar üzerinde şok etkisi yaratan bu haberin üzerine tüm sorumluluk Danny ve Vincent'in üstüne kalmıştır.Grubun müziğinin nasıl bir halk alacağı büyük bir merak konusuydu. 

Judgement albümü böyle bir ruh hali içinde kaydedildi.Shaun Steels da yerini tekrar John Douglas'a bırakmıştı.Anathema için oldukça karışık bir dönemdi,albüm neredeyse tamamen belirsizlik içinde kaydedildi.Bu arada,albüm kaydedilmeden önce Danny ve Vincent kardeşlerin anneleri Helen Cavanagh'ın da ölümü tüm bunlara eklenince,ortaya çok karanlık bir albüm çıkması kaçınılmaz olmuştu.Albümdeki ve belki de Anathema'nın en iyi şarkılarından birisi olan "One Last Goodbye" Danny tarafından annesine ithafen, "Parisienne Moonlight" da yine Danny tarafından annesinin cevabı niteliğinde yazılmıştır.Sound olarak bakıldığında Danny ve Vincent kardeşlerin aklında olan ve ileride tamamen kendini belli edecek faha yumuşak bir müzik icra edilmiştir.Distortion yerine daha clean tonlar ile karanlık bir hava yakalanmıştır,dinlenebilirliği en yüksek olan Anathema albümlerinden biridir. 

2001 yılında,grup A Fine Day To Exit albümünü kaydetti.Grubun değişim süreci devam etmekteydi,fakat daha yumuşak bir albüm olmasına rağmen sözleri ve sound'u hala depresifti.Çoğu fan tarafından genel Anathema sound'undan uzaklaşmakla suçlansa da, objektif olarak bakıldığında hala Anathema'nın var olduğunu göstermesi açısından üzerinde durulması gereken bir albümdür. 

Bu albümden sonra,2002 yılında Danny şaşırtıcı bir şekilde Anathema'dan ayrıldığını açıkladı.Hayran kitlesi henüz şaşkınlığı üzerinden atamamışken Danny sevindirici bir şekilde tekrar Aanathema'ya döndüğünü açıkladı ve grup yeni albüm üzerinde çalışmaya başladı.2003'ün sonunna doğru "A Natural Disaster" adlı yeni albüm yayınlandı.Artık bu albümle grubun çizgisini iyice değiştirdiği görüldü.Bir kısım fanlar Anathema'nın eski yolundan uzaklaştığı gerekçesiyle hoşnut kalmazken,diğer kitle ise Anathema'nın hala ve de sert olmadan güzel işler çıkartabildiğini göstermesi açısından albümü çok beğendi.Enstrümanların daha fazla ön planda olduğu bir albümdü A Natural Disaster ve Anathema'nın geleceği ile ilgili ipuçları vermekteydi. 

2006 yılında grup yeni albüme koymayı planladıkları 2 şarkıyı yayınladı.Everything ve A Simple Mistake isimli şarkılar Anathema'nın yeni yüzünü doğrular nitelikte.Henüz bir plak şirketi ile anlaşması bulunmayan Anathema'nın çıkaracağı yeni albümün adı şu an için "Angels Walk Among Us" şeklinde düşünülmekte.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[amorphis]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4136</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:18:17 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4136</guid>
			<description><![CDATA[AMORPHİS
Amorphis ismini "belirli bir şekli olmayan" anlamına gelen Aamorphous'tan alıyor. Finlandiya'nın en yaratıcı, en çok takdir gören grubu, ve kesinlikle 13 yıldır çok başarılı işlere imza atıyorlar.Şarkılarını '70'lerin progressive rock gruplarının daha modern hali gibi sunuşları var.Amorphis şarkılarında harita edilmemiş şehirlere uçmaktan ve geçmişe dönmekten korkmuyor.Grup her zaman günün trendinden uzak durmuş, ve heryerde bulunan cinsten, yani aynı gitar ritmlerini aynı vokali kullanan gruplardan, kısacası taklitçilerden uzak durup nadir bulunur bir grup olduğunu her zaman belli etmiştir. Grup, gitarist Esa Holopainen ve davulcu Jan Rechberger ikilisi tarafından kuruldu. İkili çok kısa bir sürede vokalist/gitarist Tomi Koivusaari ve basist Olli-Pekka Laine'yi gruba dahil etti, ve Amorphis ilk ve tek demosu olan "Disment Of Soul"u 1991 yılının ortalarında kaydetti.Bu demo daha tazeliğini korurken grup Relapse Records ile multi-album anlaşması yaptı ve çok kısa bir zamanda 6 şarkı için kayıtlara girdi, ve 7" ep'si piyasaya sürüldü. 

Amorphis adeta merdivenleri tek tek çıkarak işini sağlam yapıyordu.Bu iki çalışmanın ardından (demo ve 7") ilk albümleri The Karelian Isthmus'u kaydedip bizlere sundular. The Karelian Ishtmus" eski bir Fin savaş alanının ismiydi. Görkemli ve dokunaklı atmosferik death metal ve doom riflerinin bütünleşmesiyle, ıstırap ve acı kusan bir vokal ve başka dünyalardan gelmiş klavyenin tınıları ve grupça maceraperest bir ruh Amorphis'in tanımı olarak sizlere sunulabilir. 

Grup yeni albüm kayıtlarına başlamadan önce Relapse Records grubun demo'sunu Privilege Of Evil ismi altında tekrar piyasaya sunma kararı aldı (1993) 

1994'te Amorphis büyük bir cesaretle, tarzına etnik Fin müzikal öğelerini de katmaya başladı ve müzik yapısını oldukça zenginleştirdi.Grup bir defa daha Sunlight Stüdyolarına girdi ve 1994'ün başyapıtlarından biri olan Tales From The Thousand Lakes'i bizlerle paylaştı. "Ulusal Fin Şiir Kitabı"ından anonim şiirler kullanmaya başlayan grup, heavy metal, doom, death ve 70'lerin progressive'ini bir potada eriterek eşsiz işler yapmaya başladı. 
Amorphis birkaç defa Avrupa Kıtası'nı turladı ve 94'ün sonlarında ömürlerinde ilk defa Amerika Kıta'sının sahillerine doğru uzandılar. Klavyecinin sorumsuzlukları yüzünden grup eleman değişikliği yaşamak zorunda kaldı ve Kim Rantala gruba yeni klavyeci olarak dahil edildi.1995'te Black Winter Day Ep'sinin dağıtıma geçilmesiyle grup yeni albüm öncesi kısa bir dinlenme dönemine girdi. 

1996'da grup umulanın da ötesinde bir çalışmaya imza atıp Elegy albümünü çıkardı. Albümdeki 11 şarkıda çok farklı gitar tonları kullanıldı. Bunun yanı sıra gruba yeni katılan clean vokalist Pasi Koskinen de dikkati çekti.Aynı zamanda yeni davulcu Pekka Kasari'nin performansı etkileyici olup, grubu da 6 kişiye tamamlamış oldu. Gösterişli albüm kapağında eski Fin sembolleri birleşimi kullanıldı. Elegy albümünde yine Fin edebiyatından lirikler kullanıldı ya da ilham alındı. The Kanteletar, 700 şiirden ve baladtan oluşan ve Fin geleneklerini tamamen yansıtan bir kitaptı.Şiirleri ağızdan ağıza nesillerce aktarılmıştı.Bazı şiirlerin binlerce yıllık olduğu rivayeti de dilden dile dolaşıyor. The Kanteletar, günlük olayları ele alıyor. Fin insanının filozofikal ve dinsel inançlarını... 

1997'nin tamamı geneli Almanya ve Finlandiya'yı içeren turnelerle geçti.Ardından hemen hemen bir sene boyunca Amorphis sessizliğe gömüldü. 1998'in ikinci yarısında grup yeni albüm için yeni prodüktörleri Simon Effemy ile beraber stüdyoya gireceğini duyurdu. Klavyeci Kim Rantal'ın gruptan ayrılma kararının ardından stüdyo çalışmaları öncesi gruba yeni bir klavyeci dahil oldu. Yeni klavyeci Santeri Kallio daha önceleri bir başka Finli grup Kyyria'da çalıyordu. Yeni albümün ismi Tuonela'ydı; Tuonela mitolojide, ölülerin krallığı anlamına geliyor.Yeni albüm bir önceki çalışma olan Elegy'le örtüşen bir çalışmaydı ve Mart '99'da piyasaya sürüldü. 

2001 yılında Am Universum albümünü çıkaran grup, Finlandiya'nın tüm müzik türleri arasında yapılan sıralamada, 4.'lüğe kadar yükseldi. Ayrıca bu albümden çıkan singleları Alone, ülkeyi tanıtan en iyi şarkı seçildi.Ayrıca Am Universum albümü ardından Amorhpis, Opeth ile Amerika kıtasını turladı.Bundan sonraki zamanda grup bazı Fin filmlerine soundtrack yaptı. 

2003 senesinde grup EMI Records ile anlaştı.Bu anlaşmanın ilk meyvesi, yeni albüm Far From The Sun'dan ilk single Day Of Your Beliefs olacaktı. Vokalist Pasi Koskinen'in grupla son canlı performansı 21 Ağustos'ta Kontu Rock Fesival'de oldu. 

2005'in ocak ayında gruba eski Evergreen vokalisti Tomi Joutsen katıldı. Son olarak grup kısa bir süre önce, 20.Nisan.2005'te daha önceleri çalıştığı müzik şirketi Nuclear Blast ile tekrar anlaştı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[AMORPHİS
Amorphis ismini "belirli bir şekli olmayan" anlamına gelen Aamorphous'tan alıyor. Finlandiya'nın en yaratıcı, en çok takdir gören grubu, ve kesinlikle 13 yıldır çok başarılı işlere imza atıyorlar.Şarkılarını '70'lerin progressive rock gruplarının daha modern hali gibi sunuşları var.Amorphis şarkılarında harita edilmemiş şehirlere uçmaktan ve geçmişe dönmekten korkmuyor.Grup her zaman günün trendinden uzak durmuş, ve heryerde bulunan cinsten, yani aynı gitar ritmlerini aynı vokali kullanan gruplardan, kısacası taklitçilerden uzak durup nadir bulunur bir grup olduğunu her zaman belli etmiştir. Grup, gitarist Esa Holopainen ve davulcu Jan Rechberger ikilisi tarafından kuruldu. İkili çok kısa bir sürede vokalist/gitarist Tomi Koivusaari ve basist Olli-Pekka Laine'yi gruba dahil etti, ve Amorphis ilk ve tek demosu olan "Disment Of Soul"u 1991 yılının ortalarında kaydetti.Bu demo daha tazeliğini korurken grup Relapse Records ile multi-album anlaşması yaptı ve çok kısa bir zamanda 6 şarkı için kayıtlara girdi, ve 7" ep'si piyasaya sürüldü. 

Amorphis adeta merdivenleri tek tek çıkarak işini sağlam yapıyordu.Bu iki çalışmanın ardından (demo ve 7") ilk albümleri The Karelian Isthmus'u kaydedip bizlere sundular. The Karelian Ishtmus" eski bir Fin savaş alanının ismiydi. Görkemli ve dokunaklı atmosferik death metal ve doom riflerinin bütünleşmesiyle, ıstırap ve acı kusan bir vokal ve başka dünyalardan gelmiş klavyenin tınıları ve grupça maceraperest bir ruh Amorphis'in tanımı olarak sizlere sunulabilir. 

Grup yeni albüm kayıtlarına başlamadan önce Relapse Records grubun demo'sunu Privilege Of Evil ismi altında tekrar piyasaya sunma kararı aldı (1993) 

1994'te Amorphis büyük bir cesaretle, tarzına etnik Fin müzikal öğelerini de katmaya başladı ve müzik yapısını oldukça zenginleştirdi.Grup bir defa daha Sunlight Stüdyolarına girdi ve 1994'ün başyapıtlarından biri olan Tales From The Thousand Lakes'i bizlerle paylaştı. "Ulusal Fin Şiir Kitabı"ından anonim şiirler kullanmaya başlayan grup, heavy metal, doom, death ve 70'lerin progressive'ini bir potada eriterek eşsiz işler yapmaya başladı. 
Amorphis birkaç defa Avrupa Kıtası'nı turladı ve 94'ün sonlarında ömürlerinde ilk defa Amerika Kıta'sının sahillerine doğru uzandılar. Klavyecinin sorumsuzlukları yüzünden grup eleman değişikliği yaşamak zorunda kaldı ve Kim Rantala gruba yeni klavyeci olarak dahil edildi.1995'te Black Winter Day Ep'sinin dağıtıma geçilmesiyle grup yeni albüm öncesi kısa bir dinlenme dönemine girdi. 

1996'da grup umulanın da ötesinde bir çalışmaya imza atıp Elegy albümünü çıkardı. Albümdeki 11 şarkıda çok farklı gitar tonları kullanıldı. Bunun yanı sıra gruba yeni katılan clean vokalist Pasi Koskinen de dikkati çekti.Aynı zamanda yeni davulcu Pekka Kasari'nin performansı etkileyici olup, grubu da 6 kişiye tamamlamış oldu. Gösterişli albüm kapağında eski Fin sembolleri birleşimi kullanıldı. Elegy albümünde yine Fin edebiyatından lirikler kullanıldı ya da ilham alındı. The Kanteletar, 700 şiirden ve baladtan oluşan ve Fin geleneklerini tamamen yansıtan bir kitaptı.Şiirleri ağızdan ağıza nesillerce aktarılmıştı.Bazı şiirlerin binlerce yıllık olduğu rivayeti de dilden dile dolaşıyor. The Kanteletar, günlük olayları ele alıyor. Fin insanının filozofikal ve dinsel inançlarını... 

1997'nin tamamı geneli Almanya ve Finlandiya'yı içeren turnelerle geçti.Ardından hemen hemen bir sene boyunca Amorphis sessizliğe gömüldü. 1998'in ikinci yarısında grup yeni albüm için yeni prodüktörleri Simon Effemy ile beraber stüdyoya gireceğini duyurdu. Klavyeci Kim Rantal'ın gruptan ayrılma kararının ardından stüdyo çalışmaları öncesi gruba yeni bir klavyeci dahil oldu. Yeni klavyeci Santeri Kallio daha önceleri bir başka Finli grup Kyyria'da çalıyordu. Yeni albümün ismi Tuonela'ydı; Tuonela mitolojide, ölülerin krallığı anlamına geliyor.Yeni albüm bir önceki çalışma olan Elegy'le örtüşen bir çalışmaydı ve Mart '99'da piyasaya sürüldü. 

2001 yılında Am Universum albümünü çıkaran grup, Finlandiya'nın tüm müzik türleri arasında yapılan sıralamada, 4.'lüğe kadar yükseldi. Ayrıca bu albümden çıkan singleları Alone, ülkeyi tanıtan en iyi şarkı seçildi.Ayrıca Am Universum albümü ardından Amorhpis, Opeth ile Amerika kıtasını turladı.Bundan sonraki zamanda grup bazı Fin filmlerine soundtrack yaptı. 

2003 senesinde grup EMI Records ile anlaştı.Bu anlaşmanın ilk meyvesi, yeni albüm Far From The Sun'dan ilk single Day Of Your Beliefs olacaktı. Vokalist Pasi Koskinen'in grupla son canlı performansı 21 Ağustos'ta Kontu Rock Fesival'de oldu. 

2005'in ocak ayında gruba eski Evergreen vokalisti Tomi Joutsen katıldı. Son olarak grup kısa bir süre önce, 20.Nisan.2005'te daha önceleri çalıştığı müzik şirketi Nuclear Blast ile tekrar anlaştı. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[amon amarth]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4135</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:15:49 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4135</guid>
			<description><![CDATA[AMON AMARTH
Kökleri Viking mitolojisine ve Deathmetal e sımsıkı bağlanmış olan AMON AMARTH 1992 yılında Stockholm'un güneyinde Tumba (Isveç) adındaki küçük bir yörede ortaya çıktı.İsmini Tolkien'in Orta Dünyasında, Mordor daki dağdan (Amon Amarth) alan grup kurulduğu tarihten itibaren birçok melodi ve armoni içeren; Vikingleri ve Kuzey tanrılarını anlatan parçalar yazmaya başladı.AMON AMARTH ı diğer Deathmetal gruplarında ayıran ve bugün bulunduğu yere getiren en büyük farklılık ta buydu... 

Vokalist Johan Hegg niçin bu konuyu işlediğini; "Viking teması ve Iskandinav mitolojisi benim için daha çok bir hayat felsefesi haline geldi." şeklinde açıklıyor. Grup kurulurken elemanlar kendi aralarında kendi müziklerini yapmak,eğlenmek için bir araya geldi hatta yapılan açıklamalara göre grup kurulduğunda büyük hedefleri yoktu ve Isveç piyasasından çok küçük bir pay almayı ve ülke gençleri tarafından tanınmayı bile kendileri için yeterli görüyordu. 

Grup 1993 yazında Lagret Studios'a girdi ve grubun hiçbir zaman yayınlanmayan demosu "Thor Arise" ı kaydetti.Grup bu kayıdı yeterince güçlü görmüyordu ve dünyada bu şekilde tanınmak istemiyordu. 

Demo'nun tracklisti; 

1. Risen From The Sea 
2. Atrocious Humanity 
3. Army Of Darkness 
4. Thor Arise 
5. Sabbath Bloody Sabbath (Black Sabbath cover) 

şeklindeydi ve şu anda hit olmuş birçok parçayı içeriyordu.Grup daha sağlam birşeyler ortaya çıkarmak için yeni prova ve çalışmalara başladı ve tekrar stüdyoya girdi.Sonuç olarak ortaya ikinci demo "The Arrival Of The Fimbul Winter" çıktı. Bu demo birinci demoya göre gerek yakaladıkları sound gerek müzikalite bakımından daha tatmin ediciydi ve grup bu demoyu underground piyasaya sürmek için arayışlara başladı.Alınan cevap mükemmeldi.Grubun bu demosunu satmak ve haklarını güvence altına almak için Pulverised Records (Singapur) grupla bağlantı kurdu. 

Grup 1995 yılının Kasım ayında 5 günlüğüne Peter Tägtgren (Hypocrisy) e ait olan The Abyss Studios'a girmeye karar verdi ve bu süre içinde "Sorrow Throughout The Nine Worlds" albümü kaydedildi.Bu albüm 3 yeni parça ve ikinci demodan tekrar kaydedilmiş 2 parça içeriyordu.Albüm, 1996 Nisan ında piyasaya sürüldü ve grubun dünya çapındaki kariyeri daha da sağlamlaştı.Albümün piyasaya çıkışından 2 ay sonra davulcu Nico gruptan ayrıldı ve yerine Martin Lopez gruba dahil edildi.Bu andan sonra Amon Amarth'a birçok plak şirketinden teklif geldi ve grup bunların içerisinden Metal Blade ile anlaşmayı tercih etti. 1997 yılının Mart ayında grup, Metal Blade deki ilk albümü "Once Sent From The Golden Hall" i Peter Tägtgren ile kaydetmek için tekrar The Abyss Studio'ya girdi.Kayıt sonuçları AMON AMARTH'ın Swedish Death Metal sahnesinin en hiddetli ve agresif gruplarından birisi olacağını daha o zaandan kanıtlıyordu. 

"Once Sent From The Golden Hall" albümünün kaydından sonra gitarist Anders Hansson gruptan ayrıldı.Grup bir ay sonra Deicide, Six Feet Under ve Brutal Truth ile turneye çıkacağı için acele gitarist arayışına girdi ve Johan Söderberg gruba dahil oldu.Grup artık iyice sağlamlaşmıştı.Haziran 1998 de çıkılan turnede grup en üst düzeye ulaştı.Aynı yıl içinde davulcu Martin Lopez kariyerini OPETH de sürdürmek için gruptan ayrıldıve boşluğu Fredrik Andersson (ex-MARDUK) ile dolduruldu.Bu grubun son eleman değişikliği oldu ve 1999 yılının şubat-mart ayları boyunca tekrar The Abyss Studios a girerek "The Avenger" albümü kaydedildi. 7 parçalık albümün kayıtları esnasında herhangi bir prodüktörle çalışılmadı. Death ve Black metal tarzları; Viking etkileşimi ve brutal altyapı ile sağlamlaştırılarak harika bir albüm ortaya çıkarıldı.Grup albümün tanıtımı için Morbid Angel ın headliner olduğu birkaç festivale çıktı. 

2000 Kasımında The Abyss Studios un kapanması söz konusu olunca grup yeni kayıt için aceleci davrandı.Çok kısa bir sürede "The Crusher" albümü oluşturuldu."The Crusher" AMON AMARTH'ın şimdiye kadar kaydettiği en brutal albümdü.Bu albüm gruba daha çok turneye çıkabilmesi için fırsat verdi.Grup artık bir çok ülkeden festivallere çağırılıyordu ve grup headliner olduğu ilk festivale Danimarka ve Almanya'da; Purgatory ve Seirim gruplarıyla çıktı.Turne büyük bir başarıyla sonuçlandı ve AMON AMARTH bu turne sayesinde Almanya'da yeni binyılda (2001 Ocak) sahneye çıkan ilk metal grubu olarak kayıtlara geçti.AMON AMARTH bu konserden sonra MARDUK ve VADER gibi devlerle birlikte No Mercy Festivals e katıldı ve bu festivalden sonra Marduk'un 2001 deki Amerika turlarını desteklemeye karar verdi.Fakat sponsorlar bulunamadığı için tur Ocak 2002 ye ertelendi.Grup 2002 yi beklemedi ve kendilerinin ilk Amerikan turnesine Diabolic (Tampa, Florida) in desteğiyle çıktı.Turne harika bir şekilde devam ediyordu fakat kordinatörler turneyi bir hafta gibi kısa bir sürede durdurdu ve AMON AMARTH Isveç'e geri döndü.Grup, Isveçli Death/Gore efendisi VOMITORY'ye Avrupa turu teklifinde bulundu.Teklif kabul edildi ve AMON AMARTH tekrar yollara düştü.Tur sırasında yeni albüm için birşeyler hazırlanmaya devam edildi. 

Ağustos 2002 de grup 2. kez WACKEN OPEN AIR'e çıktı ve şov yaklaşık olarak 12.000 kişi tarafından izlendi ve yapılan röportajlarda herkes konserden son derece memnun olduğunu açıkladı. Grup WACKEN'dan çıkar çıkmaz "Versus the World" ü kaydetmek için 7 Ağustos'ta kendini stüdyoya attı.Uzun zamandan beri Peter Tägtgren stüdyosunu kendisine ayırdığı ve başka grupların kayıt işleriyle uğraşmadığı için grup, Malmö'deki Berno Studio'da çalışmaya başladı ve bu harika bir seçimdi.Stüdyonun Isveç metal sahnesinde mükkemmel bir ünü vardı.AMON AMARTH Berno (mühendis ve stüdyo sahibi) veya Henrik (mühendis) ile çalışırken hiç bir zorluk çekmedi ve bu yeni stüdyo grubun müzikal yapısına yeni bir boyut kazandırdı.Kayıtlar sırasında grup ara verip Almanya'ya ve Summer Breeze festivaline geziler düzenledi ve buralarda mükemmel bir şekilde karşılandı.Yeni albüm 18 Kasım da piyasaya sürüldü.Albümün sınırlı sayıdaki "Viking" baskısı ise grubun hiç yayınlanmamış eski demolarını içeriyordu ve bu albüm grubun kariyerindeki kilometre taşlarından birisi oldu.Albümün tanıtımı için 3 Amerika ve 2 Avrupa turnesine çıkıldı. 

AMON AMARTH'ın yeni albümü "Fate Of Norns" da bir önceki albüm gibi Bernö Studios da kaydedildi.Bu albüm ve diğerleri arasındaki fark sorulduğunda Mikkonen; "Biraz klasik kaçacak ama albümde yakalanan sound süper ve şarkılar diğerlerine göre çok daha güçlü.Johan Söderberg'in şarkı yazımına katkısı öncekilere göre çok daha fazla oldu ve bu da müziğe yeni bir tat ve bakış açısı kazandırdı.Stüdyoya girdiğimizde birçok şarkının yazımı henüz tamamlanmamıştı ve stüdyoya girince farklı birşeyler çıkarabilir miyiz diye merak ettik.Düşündüğümüz gibi oldu ve Bernö sayesinde müzik çok farklı bir noktaya geldi.Bu Prodüksiyonda diğer hiçbirisinde harcamadığımız kadar enerji harcadık." şeklinde açıklıyor." ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[AMON AMARTH
Kökleri Viking mitolojisine ve Deathmetal e sımsıkı bağlanmış olan AMON AMARTH 1992 yılında Stockholm'un güneyinde Tumba (Isveç) adındaki küçük bir yörede ortaya çıktı.İsmini Tolkien'in Orta Dünyasında, Mordor daki dağdan (Amon Amarth) alan grup kurulduğu tarihten itibaren birçok melodi ve armoni içeren; Vikingleri ve Kuzey tanrılarını anlatan parçalar yazmaya başladı.AMON AMARTH ı diğer Deathmetal gruplarında ayıran ve bugün bulunduğu yere getiren en büyük farklılık ta buydu... 

Vokalist Johan Hegg niçin bu konuyu işlediğini; "Viking teması ve Iskandinav mitolojisi benim için daha çok bir hayat felsefesi haline geldi." şeklinde açıklıyor. Grup kurulurken elemanlar kendi aralarında kendi müziklerini yapmak,eğlenmek için bir araya geldi hatta yapılan açıklamalara göre grup kurulduğunda büyük hedefleri yoktu ve Isveç piyasasından çok küçük bir pay almayı ve ülke gençleri tarafından tanınmayı bile kendileri için yeterli görüyordu. 

Grup 1993 yazında Lagret Studios'a girdi ve grubun hiçbir zaman yayınlanmayan demosu "Thor Arise" ı kaydetti.Grup bu kayıdı yeterince güçlü görmüyordu ve dünyada bu şekilde tanınmak istemiyordu. 

Demo'nun tracklisti; 

1. Risen From The Sea 
2. Atrocious Humanity 
3. Army Of Darkness 
4. Thor Arise 
5. Sabbath Bloody Sabbath (Black Sabbath cover) 

şeklindeydi ve şu anda hit olmuş birçok parçayı içeriyordu.Grup daha sağlam birşeyler ortaya çıkarmak için yeni prova ve çalışmalara başladı ve tekrar stüdyoya girdi.Sonuç olarak ortaya ikinci demo "The Arrival Of The Fimbul Winter" çıktı. Bu demo birinci demoya göre gerek yakaladıkları sound gerek müzikalite bakımından daha tatmin ediciydi ve grup bu demoyu underground piyasaya sürmek için arayışlara başladı.Alınan cevap mükemmeldi.Grubun bu demosunu satmak ve haklarını güvence altına almak için Pulverised Records (Singapur) grupla bağlantı kurdu. 

Grup 1995 yılının Kasım ayında 5 günlüğüne Peter Tägtgren (Hypocrisy) e ait olan The Abyss Studios'a girmeye karar verdi ve bu süre içinde "Sorrow Throughout The Nine Worlds" albümü kaydedildi.Bu albüm 3 yeni parça ve ikinci demodan tekrar kaydedilmiş 2 parça içeriyordu.Albüm, 1996 Nisan ında piyasaya sürüldü ve grubun dünya çapındaki kariyeri daha da sağlamlaştı.Albümün piyasaya çıkışından 2 ay sonra davulcu Nico gruptan ayrıldı ve yerine Martin Lopez gruba dahil edildi.Bu andan sonra Amon Amarth'a birçok plak şirketinden teklif geldi ve grup bunların içerisinden Metal Blade ile anlaşmayı tercih etti. 1997 yılının Mart ayında grup, Metal Blade deki ilk albümü "Once Sent From The Golden Hall" i Peter Tägtgren ile kaydetmek için tekrar The Abyss Studio'ya girdi.Kayıt sonuçları AMON AMARTH'ın Swedish Death Metal sahnesinin en hiddetli ve agresif gruplarından birisi olacağını daha o zaandan kanıtlıyordu. 

"Once Sent From The Golden Hall" albümünün kaydından sonra gitarist Anders Hansson gruptan ayrıldı.Grup bir ay sonra Deicide, Six Feet Under ve Brutal Truth ile turneye çıkacağı için acele gitarist arayışına girdi ve Johan Söderberg gruba dahil oldu.Grup artık iyice sağlamlaşmıştı.Haziran 1998 de çıkılan turnede grup en üst düzeye ulaştı.Aynı yıl içinde davulcu Martin Lopez kariyerini OPETH de sürdürmek için gruptan ayrıldıve boşluğu Fredrik Andersson (ex-MARDUK) ile dolduruldu.Bu grubun son eleman değişikliği oldu ve 1999 yılının şubat-mart ayları boyunca tekrar The Abyss Studios a girerek "The Avenger" albümü kaydedildi. 7 parçalık albümün kayıtları esnasında herhangi bir prodüktörle çalışılmadı. Death ve Black metal tarzları; Viking etkileşimi ve brutal altyapı ile sağlamlaştırılarak harika bir albüm ortaya çıkarıldı.Grup albümün tanıtımı için Morbid Angel ın headliner olduğu birkaç festivale çıktı. 

2000 Kasımında The Abyss Studios un kapanması söz konusu olunca grup yeni kayıt için aceleci davrandı.Çok kısa bir sürede "The Crusher" albümü oluşturuldu."The Crusher" AMON AMARTH'ın şimdiye kadar kaydettiği en brutal albümdü.Bu albüm gruba daha çok turneye çıkabilmesi için fırsat verdi.Grup artık bir çok ülkeden festivallere çağırılıyordu ve grup headliner olduğu ilk festivale Danimarka ve Almanya'da; Purgatory ve Seirim gruplarıyla çıktı.Turne büyük bir başarıyla sonuçlandı ve AMON AMARTH bu turne sayesinde Almanya'da yeni binyılda (2001 Ocak) sahneye çıkan ilk metal grubu olarak kayıtlara geçti.AMON AMARTH bu konserden sonra MARDUK ve VADER gibi devlerle birlikte No Mercy Festivals e katıldı ve bu festivalden sonra Marduk'un 2001 deki Amerika turlarını desteklemeye karar verdi.Fakat sponsorlar bulunamadığı için tur Ocak 2002 ye ertelendi.Grup 2002 yi beklemedi ve kendilerinin ilk Amerikan turnesine Diabolic (Tampa, Florida) in desteğiyle çıktı.Turne harika bir şekilde devam ediyordu fakat kordinatörler turneyi bir hafta gibi kısa bir sürede durdurdu ve AMON AMARTH Isveç'e geri döndü.Grup, Isveçli Death/Gore efendisi VOMITORY'ye Avrupa turu teklifinde bulundu.Teklif kabul edildi ve AMON AMARTH tekrar yollara düştü.Tur sırasında yeni albüm için birşeyler hazırlanmaya devam edildi. 

Ağustos 2002 de grup 2. kez WACKEN OPEN AIR'e çıktı ve şov yaklaşık olarak 12.000 kişi tarafından izlendi ve yapılan röportajlarda herkes konserden son derece memnun olduğunu açıkladı. Grup WACKEN'dan çıkar çıkmaz "Versus the World" ü kaydetmek için 7 Ağustos'ta kendini stüdyoya attı.Uzun zamandan beri Peter Tägtgren stüdyosunu kendisine ayırdığı ve başka grupların kayıt işleriyle uğraşmadığı için grup, Malmö'deki Berno Studio'da çalışmaya başladı ve bu harika bir seçimdi.Stüdyonun Isveç metal sahnesinde mükkemmel bir ünü vardı.AMON AMARTH Berno (mühendis ve stüdyo sahibi) veya Henrik (mühendis) ile çalışırken hiç bir zorluk çekmedi ve bu yeni stüdyo grubun müzikal yapısına yeni bir boyut kazandırdı.Kayıtlar sırasında grup ara verip Almanya'ya ve Summer Breeze festivaline geziler düzenledi ve buralarda mükemmel bir şekilde karşılandı.Yeni albüm 18 Kasım da piyasaya sürüldü.Albümün sınırlı sayıdaki "Viking" baskısı ise grubun hiç yayınlanmamış eski demolarını içeriyordu ve bu albüm grubun kariyerindeki kilometre taşlarından birisi oldu.Albümün tanıtımı için 3 Amerika ve 2 Avrupa turnesine çıkıldı. 

AMON AMARTH'ın yeni albümü "Fate Of Norns" da bir önceki albüm gibi Bernö Studios da kaydedildi.Bu albüm ve diğerleri arasındaki fark sorulduğunda Mikkonen; "Biraz klasik kaçacak ama albümde yakalanan sound süper ve şarkılar diğerlerine göre çok daha güçlü.Johan Söderberg'in şarkı yazımına katkısı öncekilere göre çok daha fazla oldu ve bu da müziğe yeni bir tat ve bakış açısı kazandırdı.Stüdyoya girdiğimizde birçok şarkının yazımı henüz tamamlanmamıştı ve stüdyoya girince farklı birşeyler çıkarabilir miyiz diye merak ettik.Düşündüğümüz gibi oldu ve Bernö sayesinde müzik çok farklı bir noktaya geldi.Bu Prodüksiyonda diğer hiçbirisinde harcamadığımız kadar enerji harcadık." şeklinde açıklıyor." ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[aerosmith]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4134</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:14:13 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4134</guid>
			<description><![CDATA[AEROSMITH
Amerika'nın en önemli rock gruplarından biri olan Aerosmith, 1970 yılında solist Steven Tyler'ın (Steven Victor Tallarico, 26 Mart 1948, New York USA) New Hampshire'da bir dondurmacı dükkanında çalışan gitarist Joe Perry'le (Anthony Joseph Perry, 10 Eylül 1950, Boston, Massachusetts, USA) tanışmasıyla başladı diyebiliriz. Tyler o sırada yaz tatili için, Trow-Rico'da ailesine ait yazlık dinlence yerinde bulunuyordu. O zamanlar bir grupta gitar çalan Perry, daha önce kendi grubu Chain Reaction'la 'When I Need You' ve William Proud And The Strangeurs adlı grupla da 'You Should Have Been Here Yesterday' adlı single'ları çıkarmış olan Tyler'a bir rock - caz topluluğunda yer alması için teklifte bulundu. 

İkili artı basçı Tom Hamilton (31Aralık 1951, Colorado Springs, Colorado, USA) baterist ve yeni üye olan Joey Kramer (21 Haziran 1950, New York, USA.) ve gitarda Joey Tabano'yla birlikte grup ilk şeklini aldı. Fakat kısa bir süre sonra Tabano'nun yerine; Justin Tyme, Earth Inc. ve Teapot Dome and Cymbals Of Resistance'ın kurucu üyelerinden olan Brad Whitford (23 Şubat 1952, Winchester, Massachusetts, USA.) geçti. Nipmuc Regional High School'da ilk konserini veren grup bu konserden sonra adını Aerosmith olarak değiştirdi. Aerosmith'in başarısı kısa zamanda Boston'un dışına da çıkmaya başardı ve grup Max Cansas City'de verdikleri konser ardından Colombia / CBS Record's la kontrat imzaladı. 

Grubun ilk albümü kendi adını taşıyordu ve 1973 yılında piyasaya çıktı. Bu albümden çıkan ilk single 'Dream On' başlangıçta listelerde 59 numaraya kadar yükselebilirken, 1973 yılının Nisan ayında 10 numaraya çıkmayı başardı. 

Prodüktör Jack Douglas'la yapılan çalışma sonucu grubun ikinci albümü "Get Your Wings" 1974 yılının Haziran ayında piyasaya çıktı. Yurtçapında verdikleri konserlerle beşli adını duyurmaya devam ederken asıl başarıyı 1975 yılının Nisan ayında piyasaya çıkan ve dünya çapında 6 milyon kopya satan "Toys In The Attic"le kazandı. 

Üçüncü albüm "Rocks" 1976 yılının Mayıs ayında piyasaya çıktı. Rocks, sadece Amerika'da 3 milyon kopya sattı ve albümler listesinde 5 numaraya kadar yükseldi. Albümden çıkan single 'Back In The Saddle' listelerde 40 numarada kaldı. 

Aerosmith başarılı yükselişlerini, 1977 yılının Kasım ayında piyasaya çıkardıkları "Draw The Line" albümüyle pekiştirmelerine rağmen; eleştirmenler tarafından beklenilen olumlu yaklaşımı bulamadı ve grup, Led Zeppelin'in bir türevi olarak nitelendirilmekle kaldı. 1978 yılında Aerosmith, çok büyük bir özenle hazırlanan programlarını yavaşlatmak için Amerika'da daha küçük ve daha özel konser salonları kiralayarak bir turne düzenledi. 

1978 yılında Aerosmith, "Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band" adlı filmde büyük bir başarı kazanan parçaları "Come Together"ı besteledi. Bu performansları ardından grubun '73 ve '78 yılları arasında verdikleri konserlerin bir toplaması olan ve grubun ilk live albümü olacak "Live Bootleg" piyasaya çıktı. Bu sırada Tyler ve Perry arasında çözüm bulunamayan sorunlar çıkmaya başladı. 

1979 yılının Kasım ayında, "Night In The Ruts" albümünün piyasaya çıkmasının ardından Joe Perry kendi projesi olan "Joe Perry Project"i kurmak için gruptan ayrıldı. 

1980 yılında gruba Jimmy Crespo katıldı, fakat bir sonraki yıl Brad Whitford; Ted Nugent'in kurucularından gitarist Derek St. Holmes'la gerçekleştirecekleri bir proje için gruptan ayrıldı. 

1982 yılının Ağustos ayında, gruba yeni gelen Rick Dufay'la birlikte grubun bir sonraki albümü "Rock In A Hard Place" piyasaya çıktı. Fakat gözle görülür bir cansızlığın yer aldığı bu albüm, grubun diğer albümlerinin yanında pek de başarılı olamadı. 

1984 yılında, 'Back In The Saddle' Turnesi sırasında, Perry ve Whitford gruba tekrar katılma kararı aldı. Aralarındaki düşmanlığa bir set çeken grup üyeleri bir sonraki yıl en uzun süre birlikte çalışacakları döneme de girmiş oldu. 

1985 yılının Kasım ayında Aerosmith "Down Wıth Mirrors" albümünü Geffen Plak Şirketi'nden yayınladı ve ardından Tyler ve Perry uyuşturucudan kurtulabilmek için bir rehabilitasyon programına katıldı.Yayınlanan LP, çıkardıkları ilk iki albüm kadar başarılı bulundu fakat grup, 80'lerde ortaya çıkan bir çok kopya yeni rock grubunun gölgesinde kalmamak için soundlarını piyasanın yeni seslerine uydurmak zorunda kalmıştı. 

1986 yılında Aerosmith, "Toys In The Attic" albümünde yer alan parça "Walk This Way"i ünlü rap grubu Run DMC ile birlikte tekrar kaydetti. Bu işbirliği uluslararası bir başarı kazandı. 

1987 yılının Ağustos ayında piyasaya çıkan ve prodüktör Bruce Fairbairn'le hazırlanan "Permanent Vacation" grubun en fazla satan ve aynı zamanda İngiltere'de büyük etki yaratan albümlerinden biri oldu. Albümden çıkan 'Dude (Looks Like A Lady)' Amerika müzik listelerinde 14 numaraya kadar yükseldi. 

1988 yılının Ağustos ayında, Aerosmith'in bir toplama albümü olan "Gems" piyasaya çıktı. Aynı yıl grup, MTV Müzik Ödülleri'nde "En İyi Grup" ve 'Dude(Looks Like A Lady)' parçalarına çektikleri kliple de "Klipte En İyi Sahne Performansı" ödüllerini aldı. 

1989 yılının Eylül ayında Aerosmith, piyasaya çıkan "Pump" albümünde yer alan 'Janie's Got A Gun', 'Love In An Elevator' ve 'What It Takes' parçalarına çektikleri kliplerle o yıl adından en fazla bahsettiren gruplardan biri oldu. Albüm sadece Amerika'da 7 milyon kopya sattı. O yıl düzenlenen MTV Müzik Ödülleri'nde grup; 'Rag Doll' adlı parçalarına çektikleri kliple "En İyi Heavy Metal Video" ödülünü aldı. 

1991 yılında grup ilk Grammy Ödülünü; 'Janie's Got A Gun' parçasıyla "En İyi Rock Performansı" dalında aldı. Aynı yıl, 'Pump' albümlerinin turnesinde Aerosmith, Sony Records'la anlaşma imzaladı. Eylül ayında ise, Boston Garden Hall Of Fame ödülünü kazandı ve 'The Other Side' a çektikleri kliple de MTV'de "En İyi Metal/Hard Rock Video" ödülünü aldı. Aynı yıl Kasım ayında Aerosmith'in "Pandora's Book" adlı seti yayınlandı. 

Nisan 1993'de, Aerosmith'in "Get A Grip" albümü yayınlandı. Albümden çıkan single'lar 'Livin' On The Edge', 'Cryin', 'Crazy' ve 'Amazing' tüm dünyada çok büyük başarı kazandı. Albüm sadece Amerika'da 7 Milyon kopya sattı. Piyasaya çıkan Guns N'Roses gibi yeni gruplar Aerosmith'in artık eskidiğini göstermeye çalışsa da grup, gerek çıkardıkları albümler gerek sahne performanslarıyla onlardan geri kalır bir yanları olmadığını ispatlıyordu. 

1994 yılının Kasım ayında piyasaya çıkan "Big Ones"; grubun eski hayranları için çok başarılı bir toplama albüm olmasının yanında, yeni neslinde grubun başarılı çalışmalarını tanıması için bir fırsattı. Grup, 90'lı yılların ortasında tekrar Colombia Records'la anlaşma imzaladı ve 1997 yılında kayıtları bir yıl süren albüm "Nine Lives"ı piyasaya çıkardı. Tyler albüm için, "Bu albüm beni, uzun zamandır gitmek istediğim yerlere kadar götürdü ve tekrar geri getirdi" dedi. Albümden 'Falling In Love (Is Hard On The Knees)' Şubat ayında piyasaya çıktı. Tyler, yarım yüzyıla gelen yaşı ve onunla aynı dönemden olan Jagger ve Springsteen'ın bitkin görünen hallerine rağmen sahnede hala eski günlerdeki gibi canlıydı. 

Grup 1998 yılında Simpsons'ların 200. bölümünde yer aldı. Aynı yıl Ağustos ayında Diane Warren tarafından yazılan ve Armegeddon Filmi'nin soundtrackinde yer alan parça "I Don't Want A Miss A Thing" Amerika'da müzik listelerine 1 numaradan giriş yaptı ve 4 hafta boyunca 1 numarada kaldı. Aynı parça İngiltere Müzik Listeleri'nde de ilk ona girmeyi başardı. Ekim ayında grubun canlı performanslarının yer aldığı "A Little South Of Sanity" piyasaya çıktı. 

2000 yılında ise Aerosmith, VH1 Müzik Kanalı'nın 2001 Mart ayında piayasaya çıkan "VH1: 100 Greatest Rock Songs" için 35 numarada yer alan parçaları "Walk This Way" ve 47 numarada yer alan parçaları "Dream On"un kayıtlarını yapmak için tekrar stüdyoya girdi. 

2001 yılının Mart ayında Aerosmith'in "Just Push Play" piyasaya çıktı. Albümden çıkan ilk single 'Jaded' ise müzik listelerinde bir numaraya kadar yükseldi. Daha sonra 2002 yılında "O, Yeah! Ultimate Aerosmith Hits" ve 2004 yılında da "Honkin On Bobo" isimli albümlerini çıkarttılar .. 

2003 yılında 'O, Yeah! &#8211; The Ultimate Aerosmith Hits' isimli best of albüm yayınlandı. 

2004 yılında grup kariyerinin 25. albümü olan 'Honkin&#8217; On Bobo' ile bir blues-rock albümü yayınladı. Albüm, grubun blues'da da iddialı olduğunun bir göstergesi oldu. Albüm sonrasında bir konser DVD'si "You Gotta Move in December 2004" ü çıkardılar. 

2005'de Steven Tyler "Be Cool" filiminde oynadı. Aynı yıl Joe Perry solo albümünü çıkardı. 2006 Grammy Ödüllerinde, "Mercy" parçasıyla "En iyi erkek rock enstrümantal performansı" dalında ödül aldı. 

2005, Aerosmith "Rockin' the Joint" CD/DVD'sini yayınladı. Grubun Lenny Kravitz'le yaptığı çalışmalar Amerika'da hızla tükendi. Aerosmith, baharda bir tur düzenlemeyi planlarken, üyelerden bazılarının rahatsızlıkları nedeniyle plan iptal edildi. 22 Mart 2006'da vokalist Steven Tyler'ın boğazından ameliyat olacağı ve turların ertelendiği açıklandı. 

Tyler ve Perry 4 Temmuz nedeniyle Boston Pops Orkestrası ile bir konser verdi. Bu Tyler'ın ameliyat sonrası ilk performansıydı. Bu sırada, grup Mötley Crüe ile 2006 sonbaharında tura çıkacağını açıkladı. 

24 Ağustos 2006'da Tom Hamilton'un da boğaz kanseri olduğu açıklandı. 

17 Ekim 2006'da "Devil's Got a New Disguise - The Very Best of Aerosmith" albümü tamamlandı. Grubun yeni albümlerinin 2007 baharında tamamlanacağı açıklandı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[AEROSMITH
Amerika'nın en önemli rock gruplarından biri olan Aerosmith, 1970 yılında solist Steven Tyler'ın (Steven Victor Tallarico, 26 Mart 1948, New York USA) New Hampshire'da bir dondurmacı dükkanında çalışan gitarist Joe Perry'le (Anthony Joseph Perry, 10 Eylül 1950, Boston, Massachusetts, USA) tanışmasıyla başladı diyebiliriz. Tyler o sırada yaz tatili için, Trow-Rico'da ailesine ait yazlık dinlence yerinde bulunuyordu. O zamanlar bir grupta gitar çalan Perry, daha önce kendi grubu Chain Reaction'la 'When I Need You' ve William Proud And The Strangeurs adlı grupla da 'You Should Have Been Here Yesterday' adlı single'ları çıkarmış olan Tyler'a bir rock - caz topluluğunda yer alması için teklifte bulundu. 

İkili artı basçı Tom Hamilton (31Aralık 1951, Colorado Springs, Colorado, USA) baterist ve yeni üye olan Joey Kramer (21 Haziran 1950, New York, USA.) ve gitarda Joey Tabano'yla birlikte grup ilk şeklini aldı. Fakat kısa bir süre sonra Tabano'nun yerine; Justin Tyme, Earth Inc. ve Teapot Dome and Cymbals Of Resistance'ın kurucu üyelerinden olan Brad Whitford (23 Şubat 1952, Winchester, Massachusetts, USA.) geçti. Nipmuc Regional High School'da ilk konserini veren grup bu konserden sonra adını Aerosmith olarak değiştirdi. Aerosmith'in başarısı kısa zamanda Boston'un dışına da çıkmaya başardı ve grup Max Cansas City'de verdikleri konser ardından Colombia / CBS Record's la kontrat imzaladı. 

Grubun ilk albümü kendi adını taşıyordu ve 1973 yılında piyasaya çıktı. Bu albümden çıkan ilk single 'Dream On' başlangıçta listelerde 59 numaraya kadar yükselebilirken, 1973 yılının Nisan ayında 10 numaraya çıkmayı başardı. 

Prodüktör Jack Douglas'la yapılan çalışma sonucu grubun ikinci albümü "Get Your Wings" 1974 yılının Haziran ayında piyasaya çıktı. Yurtçapında verdikleri konserlerle beşli adını duyurmaya devam ederken asıl başarıyı 1975 yılının Nisan ayında piyasaya çıkan ve dünya çapında 6 milyon kopya satan "Toys In The Attic"le kazandı. 

Üçüncü albüm "Rocks" 1976 yılının Mayıs ayında piyasaya çıktı. Rocks, sadece Amerika'da 3 milyon kopya sattı ve albümler listesinde 5 numaraya kadar yükseldi. Albümden çıkan single 'Back In The Saddle' listelerde 40 numarada kaldı. 

Aerosmith başarılı yükselişlerini, 1977 yılının Kasım ayında piyasaya çıkardıkları "Draw The Line" albümüyle pekiştirmelerine rağmen; eleştirmenler tarafından beklenilen olumlu yaklaşımı bulamadı ve grup, Led Zeppelin'in bir türevi olarak nitelendirilmekle kaldı. 1978 yılında Aerosmith, çok büyük bir özenle hazırlanan programlarını yavaşlatmak için Amerika'da daha küçük ve daha özel konser salonları kiralayarak bir turne düzenledi. 

1978 yılında Aerosmith, "Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band" adlı filmde büyük bir başarı kazanan parçaları "Come Together"ı besteledi. Bu performansları ardından grubun '73 ve '78 yılları arasında verdikleri konserlerin bir toplaması olan ve grubun ilk live albümü olacak "Live Bootleg" piyasaya çıktı. Bu sırada Tyler ve Perry arasında çözüm bulunamayan sorunlar çıkmaya başladı. 

1979 yılının Kasım ayında, "Night In The Ruts" albümünün piyasaya çıkmasının ardından Joe Perry kendi projesi olan "Joe Perry Project"i kurmak için gruptan ayrıldı. 

1980 yılında gruba Jimmy Crespo katıldı, fakat bir sonraki yıl Brad Whitford; Ted Nugent'in kurucularından gitarist Derek St. Holmes'la gerçekleştirecekleri bir proje için gruptan ayrıldı. 

1982 yılının Ağustos ayında, gruba yeni gelen Rick Dufay'la birlikte grubun bir sonraki albümü "Rock In A Hard Place" piyasaya çıktı. Fakat gözle görülür bir cansızlığın yer aldığı bu albüm, grubun diğer albümlerinin yanında pek de başarılı olamadı. 

1984 yılında, 'Back In The Saddle' Turnesi sırasında, Perry ve Whitford gruba tekrar katılma kararı aldı. Aralarındaki düşmanlığa bir set çeken grup üyeleri bir sonraki yıl en uzun süre birlikte çalışacakları döneme de girmiş oldu. 

1985 yılının Kasım ayında Aerosmith "Down Wıth Mirrors" albümünü Geffen Plak Şirketi'nden yayınladı ve ardından Tyler ve Perry uyuşturucudan kurtulabilmek için bir rehabilitasyon programına katıldı.Yayınlanan LP, çıkardıkları ilk iki albüm kadar başarılı bulundu fakat grup, 80'lerde ortaya çıkan bir çok kopya yeni rock grubunun gölgesinde kalmamak için soundlarını piyasanın yeni seslerine uydurmak zorunda kalmıştı. 

1986 yılında Aerosmith, "Toys In The Attic" albümünde yer alan parça "Walk This Way"i ünlü rap grubu Run DMC ile birlikte tekrar kaydetti. Bu işbirliği uluslararası bir başarı kazandı. 

1987 yılının Ağustos ayında piyasaya çıkan ve prodüktör Bruce Fairbairn'le hazırlanan "Permanent Vacation" grubun en fazla satan ve aynı zamanda İngiltere'de büyük etki yaratan albümlerinden biri oldu. Albümden çıkan 'Dude (Looks Like A Lady)' Amerika müzik listelerinde 14 numaraya kadar yükseldi. 

1988 yılının Ağustos ayında, Aerosmith'in bir toplama albümü olan "Gems" piyasaya çıktı. Aynı yıl grup, MTV Müzik Ödülleri'nde "En İyi Grup" ve 'Dude(Looks Like A Lady)' parçalarına çektikleri kliple de "Klipte En İyi Sahne Performansı" ödüllerini aldı. 

1989 yılının Eylül ayında Aerosmith, piyasaya çıkan "Pump" albümünde yer alan 'Janie's Got A Gun', 'Love In An Elevator' ve 'What It Takes' parçalarına çektikleri kliplerle o yıl adından en fazla bahsettiren gruplardan biri oldu. Albüm sadece Amerika'da 7 milyon kopya sattı. O yıl düzenlenen MTV Müzik Ödülleri'nde grup; 'Rag Doll' adlı parçalarına çektikleri kliple "En İyi Heavy Metal Video" ödülünü aldı. 

1991 yılında grup ilk Grammy Ödülünü; 'Janie's Got A Gun' parçasıyla "En İyi Rock Performansı" dalında aldı. Aynı yıl, 'Pump' albümlerinin turnesinde Aerosmith, Sony Records'la anlaşma imzaladı. Eylül ayında ise, Boston Garden Hall Of Fame ödülünü kazandı ve 'The Other Side' a çektikleri kliple de MTV'de "En İyi Metal/Hard Rock Video" ödülünü aldı. Aynı yıl Kasım ayında Aerosmith'in "Pandora's Book" adlı seti yayınlandı. 

Nisan 1993'de, Aerosmith'in "Get A Grip" albümü yayınlandı. Albümden çıkan single'lar 'Livin' On The Edge', 'Cryin', 'Crazy' ve 'Amazing' tüm dünyada çok büyük başarı kazandı. Albüm sadece Amerika'da 7 Milyon kopya sattı. Piyasaya çıkan Guns N'Roses gibi yeni gruplar Aerosmith'in artık eskidiğini göstermeye çalışsa da grup, gerek çıkardıkları albümler gerek sahne performanslarıyla onlardan geri kalır bir yanları olmadığını ispatlıyordu. 

1994 yılının Kasım ayında piyasaya çıkan "Big Ones"; grubun eski hayranları için çok başarılı bir toplama albüm olmasının yanında, yeni neslinde grubun başarılı çalışmalarını tanıması için bir fırsattı. Grup, 90'lı yılların ortasında tekrar Colombia Records'la anlaşma imzaladı ve 1997 yılında kayıtları bir yıl süren albüm "Nine Lives"ı piyasaya çıkardı. Tyler albüm için, "Bu albüm beni, uzun zamandır gitmek istediğim yerlere kadar götürdü ve tekrar geri getirdi" dedi. Albümden 'Falling In Love (Is Hard On The Knees)' Şubat ayında piyasaya çıktı. Tyler, yarım yüzyıla gelen yaşı ve onunla aynı dönemden olan Jagger ve Springsteen'ın bitkin görünen hallerine rağmen sahnede hala eski günlerdeki gibi canlıydı. 

Grup 1998 yılında Simpsons'ların 200. bölümünde yer aldı. Aynı yıl Ağustos ayında Diane Warren tarafından yazılan ve Armegeddon Filmi'nin soundtrackinde yer alan parça "I Don't Want A Miss A Thing" Amerika'da müzik listelerine 1 numaradan giriş yaptı ve 4 hafta boyunca 1 numarada kaldı. Aynı parça İngiltere Müzik Listeleri'nde de ilk ona girmeyi başardı. Ekim ayında grubun canlı performanslarının yer aldığı "A Little South Of Sanity" piyasaya çıktı. 

2000 yılında ise Aerosmith, VH1 Müzik Kanalı'nın 2001 Mart ayında piayasaya çıkan "VH1: 100 Greatest Rock Songs" için 35 numarada yer alan parçaları "Walk This Way" ve 47 numarada yer alan parçaları "Dream On"un kayıtlarını yapmak için tekrar stüdyoya girdi. 

2001 yılının Mart ayında Aerosmith'in "Just Push Play" piyasaya çıktı. Albümden çıkan ilk single 'Jaded' ise müzik listelerinde bir numaraya kadar yükseldi. Daha sonra 2002 yılında "O, Yeah! Ultimate Aerosmith Hits" ve 2004 yılında da "Honkin On Bobo" isimli albümlerini çıkarttılar .. 

2003 yılında 'O, Yeah! &#8211; The Ultimate Aerosmith Hits' isimli best of albüm yayınlandı. 

2004 yılında grup kariyerinin 25. albümü olan 'Honkin&#8217; On Bobo' ile bir blues-rock albümü yayınladı. Albüm, grubun blues'da da iddialı olduğunun bir göstergesi oldu. Albüm sonrasında bir konser DVD'si "You Gotta Move in December 2004" ü çıkardılar. 

2005'de Steven Tyler "Be Cool" filiminde oynadı. Aynı yıl Joe Perry solo albümünü çıkardı. 2006 Grammy Ödüllerinde, "Mercy" parçasıyla "En iyi erkek rock enstrümantal performansı" dalında ödül aldı. 

2005, Aerosmith "Rockin' the Joint" CD/DVD'sini yayınladı. Grubun Lenny Kravitz'le yaptığı çalışmalar Amerika'da hızla tükendi. Aerosmith, baharda bir tur düzenlemeyi planlarken, üyelerden bazılarının rahatsızlıkları nedeniyle plan iptal edildi. 22 Mart 2006'da vokalist Steven Tyler'ın boğazından ameliyat olacağı ve turların ertelendiği açıklandı. 

Tyler ve Perry 4 Temmuz nedeniyle Boston Pops Orkestrası ile bir konser verdi. Bu Tyler'ın ameliyat sonrası ilk performansıydı. Bu sırada, grup Mötley Crüe ile 2006 sonbaharında tura çıkacağını açıkladı. 

24 Ağustos 2006'da Tom Hamilton'un da boğaz kanseri olduğu açıklandı. 

17 Ekim 2006'da "Devil's Got a New Disguise - The Very Best of Aerosmith" albümü tamamlandı. Grubun yeni albümlerinin 2007 baharında tamamlanacağı açıklandı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[3 doors down]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4133</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:13:08 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4133</guid>
			<description><![CDATA[3 DOORS DOWN
Brad Arnold (vokal), Matt Roberts (gitar) ve Todd Harrell (bas) tarafından kurulan alternatif rock grubu 3 Doors Down, kadrosunda ilk başlarda bir davulcu bulundurmuyordu. İlk albümünü 2000 yılında Universal Records&#8217;dan yayınlayan grup, albümün ismini de &#8220;The Better Life&#8221; olarak belirledi. Albümden çıkan ilk single &#8220;Kryptonite&#8221; ile Amerika Modern Rock listelerinde 1 numara olan ekip, burada 11 hafta boyunca yer aldı. Albümden çıkan 2. single &#8220;Loser&#8221; ile de yine listelerde zirveye yerleşen grup, bu single ile listelerde 21 hafta boyunca 1 numarada yer alarak bir rekora imza attı. Albümde Arnold vokalistliğin yanısıra grubun davulculuk görevini de üstlenirken, albümden çıkan 3. single &#8220;Duck And Run&#8221; yine grubu Amerika Modern Rock listelerinde zirveye taşıdı. 

2002 senesinde &#8220;Away From The Sun&#8221; adlı 2. albümünü piyasaya süren 3 Doors Down, albümden yayınladığı ilk single &#8220;When I&#8217;m Gone&#8221; ile Amerika Modern Rock listelerinde 17 hafta boyunca 1 numarada bulundu. 

2003 senesinde &#8220;Another 700 Miles&#8221; adlı konser EP&#8217;sini yayınlayan 3 Doors Down, bu sefer kadrosuna gitarist Chris Henderson&#8217;u ekledi. 2004 senesinde &#8220;One Red Light&#8221; adlı DVD&#8217;yi piyasaya süren grup, 2005 senesinde &#8220;Seventeen Days&#8221; adlı 3. albümünü hayranlarına ulaştırdı. 

&#8220;Seventeen Days&#8221; adlı albümle Amerika listelerinde zirveye yerleşen 3 Doors Down, albümden ilk single&#8217;ı &#8220;Let Me Go&#8221;ya seçti. Albümle birlikte gruba konserlerinde eşlik eden davulcu Daniel Adair&#8217;in yerine Greg Upchurch kadroya dahil olurken, grup aynı sene &#8220;Away From The Sun&#8221; adlı 2. DVD&#8217;sini hayata geçirdi. &#8220;Seventeen Days&#8221; albümünde ünlü Amerikalı rock müzisyen Bob Seger gruba &#8220;Landing In London&#8221; parçasında eşlik etti ve grup albümden en son bu single&#8217;ı piyasaya sürdü. 

2007 senesinin baharında yeni albümünü piyasaya sürmeye hazırlanan 3 Doors Down, en son &#8216;iTunes&#8217; üzerinden grup ile röportajlarında dahil olduğu derleme albümü sevenlerine ulaştırmıştı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[3 DOORS DOWN
Brad Arnold (vokal), Matt Roberts (gitar) ve Todd Harrell (bas) tarafından kurulan alternatif rock grubu 3 Doors Down, kadrosunda ilk başlarda bir davulcu bulundurmuyordu. İlk albümünü 2000 yılında Universal Records&#8217;dan yayınlayan grup, albümün ismini de &#8220;The Better Life&#8221; olarak belirledi. Albümden çıkan ilk single &#8220;Kryptonite&#8221; ile Amerika Modern Rock listelerinde 1 numara olan ekip, burada 11 hafta boyunca yer aldı. Albümden çıkan 2. single &#8220;Loser&#8221; ile de yine listelerde zirveye yerleşen grup, bu single ile listelerde 21 hafta boyunca 1 numarada yer alarak bir rekora imza attı. Albümde Arnold vokalistliğin yanısıra grubun davulculuk görevini de üstlenirken, albümden çıkan 3. single &#8220;Duck And Run&#8221; yine grubu Amerika Modern Rock listelerinde zirveye taşıdı. 

2002 senesinde &#8220;Away From The Sun&#8221; adlı 2. albümünü piyasaya süren 3 Doors Down, albümden yayınladığı ilk single &#8220;When I&#8217;m Gone&#8221; ile Amerika Modern Rock listelerinde 17 hafta boyunca 1 numarada bulundu. 

2003 senesinde &#8220;Another 700 Miles&#8221; adlı konser EP&#8217;sini yayınlayan 3 Doors Down, bu sefer kadrosuna gitarist Chris Henderson&#8217;u ekledi. 2004 senesinde &#8220;One Red Light&#8221; adlı DVD&#8217;yi piyasaya süren grup, 2005 senesinde &#8220;Seventeen Days&#8221; adlı 3. albümünü hayranlarına ulaştırdı. 

&#8220;Seventeen Days&#8221; adlı albümle Amerika listelerinde zirveye yerleşen 3 Doors Down, albümden ilk single&#8217;ı &#8220;Let Me Go&#8221;ya seçti. Albümle birlikte gruba konserlerinde eşlik eden davulcu Daniel Adair&#8217;in yerine Greg Upchurch kadroya dahil olurken, grup aynı sene &#8220;Away From The Sun&#8221; adlı 2. DVD&#8217;sini hayata geçirdi. &#8220;Seventeen Days&#8221; albümünde ünlü Amerikalı rock müzisyen Bob Seger gruba &#8220;Landing In London&#8221; parçasında eşlik etti ve grup albümden en son bu single&#8217;ı piyasaya sürdü. 

2007 senesinin baharında yeni albümünü piyasaya sürmeye hazırlanan 3 Doors Down, en son &#8216;iTunes&#8217; üzerinden grup ile röportajlarında dahil olduğu derleme albümü sevenlerine ulaştırmıştı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[30 seconds to mars]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4132</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:10:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4132</guid>
			<description><![CDATA[30 SECONDS TO MARS
Jared Leto (gitar-vokal), Shannon Leto (davul), Tomo Milicevic (gitar), Matt Wachter (bas)&#8217;dan oluşan Amerikalı indie/rock grubu 30 Seconds To Mars, ikinci albümleri &#8216;A Beautiful Lie&#8217; çıktıktan sonra kısa bir sürede 1 milyon satış rakamına ulaşarak dikkatleri üzerine çekmişti. Şubat ayında verecekleri Fransa konserlerini aşırı ilgi nedeniyle daha büyük bir alanda verecek olan grup, aynı zamanda da İtalya&#8217;daki yahoo sitesi tarafından ocak ayının grubu seçildi. &#8216;A Beautiful Lie&#8217;dan çıkardıkları yeni single &#8220;The Kill&#8221; ile radyo ve dergi listelelerinde haftalarca ilk 5&#8217;te kalan, geçtiğimiz sene birçok konserin yanısıra Bamboozle Left Festival, Lollapalooza gibi festivallerin ana grubu olarak sahne alan 30 Seconds To Mars fırtınası 2007&#8217;de de devam edeceğe benziyor! 

Grup son olarak ikinci albümdeki, albümle aynı adı taşıyan parça A Beautiful Lie'a klip çekti, klip gösterimde. 

Grubun vokali Jared Leto aynı zamanda bir aktör. Aktör olarak ilk performansını Jordan Catalano rölünde My So-Called Life'da gerçekleştirmiştir. Kariyerinde dönüm olan film Requiem for a Dream olmuştur. Jared ayrıca American Psycho'da Paul Allen'ı; Bir sinema efsanesi olan Fight Club'da da kısa bir rol olarak Angel Face'i canlandırmıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[30 SECONDS TO MARS
Jared Leto (gitar-vokal), Shannon Leto (davul), Tomo Milicevic (gitar), Matt Wachter (bas)&#8217;dan oluşan Amerikalı indie/rock grubu 30 Seconds To Mars, ikinci albümleri &#8216;A Beautiful Lie&#8217; çıktıktan sonra kısa bir sürede 1 milyon satış rakamına ulaşarak dikkatleri üzerine çekmişti. Şubat ayında verecekleri Fransa konserlerini aşırı ilgi nedeniyle daha büyük bir alanda verecek olan grup, aynı zamanda da İtalya&#8217;daki yahoo sitesi tarafından ocak ayının grubu seçildi. &#8216;A Beautiful Lie&#8217;dan çıkardıkları yeni single &#8220;The Kill&#8221; ile radyo ve dergi listelelerinde haftalarca ilk 5&#8217;te kalan, geçtiğimiz sene birçok konserin yanısıra Bamboozle Left Festival, Lollapalooza gibi festivallerin ana grubu olarak sahne alan 30 Seconds To Mars fırtınası 2007&#8217;de de devam edeceğe benziyor! 

Grup son olarak ikinci albümdeki, albümle aynı adı taşıyan parça A Beautiful Lie'a klip çekti, klip gösterimde. 

Grubun vokali Jared Leto aynı zamanda bir aktör. Aktör olarak ilk performansını Jordan Catalano rölünde My So-Called Life'da gerçekleştirmiştir. Kariyerinde dönüm olan film Requiem for a Dream olmuştur. Jared ayrıca American Psycho'da Paul Allen'ı; Bir sinema efsanesi olan Fight Club'da da kısa bir rol olarak Angel Face'i canlandırmıştır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Peter Answers Sorularınızı Cewaplıyor]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4131</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2008 18:00:38 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4131</guid>
			<description><![CDATA[Peter Answers  ne sorarsanız cevaplıyor. Özellikle yanınızdaki arkadaşınızın sorularını daha bir güzel cevaplıyor :) Siteye girince karşınıza 2 kutu çıkıyor.&#8221;Insert petition&#8221; alanına &#8220;Peter, please answer:&#8221; yazıyorsunuz. &#8220;:&#8221; koymayı unutmayın sonuna ve otomatikman alt satıra geçiyorsunuz.Burayada sorunuzu yazıp sonuna &#8220;?&#8221; koyunca otomatik olarak cevaplıyor. Eğer sayfada ilk defa işlem yapıyorsanız üst kısımda çıkan kutuyu onaylamanız gerekli. İşte cevabını verdi değilmi ama siz memnun kalmadınız bu cevaptan :) Bir de şöyle yapın. &#8220;Insert Petition&#8221; alanına &#8220;Pe&#8221; yazdıktan sonra &#8220;.(nokta)&#8221; koyun ve soracağınız sorunun cevabını(!) yazın. Yalnız cevabın &#8220;eter, please answer:&#8221;&#8216;dan kısa olmasına dikkat edin ve : koyduktan sonra sorunuzu yazın. Türkçe de sorabilirsiniz.&#8221;?&#8221; koyduktan sonra cevabını verdi değil mi? :) Arkadaşlarınızı &#8220;Olum , bu site varya bir kahin tarafından yapılmış ,herşeyi biliyor&#8221; diyerek iyi vakit geçirebilirsiniz. Arkadaşınız soruyu sorar sizde yukarıdaki taktikle önce cevabı sonra soruyu yazarsınız onunda ağızı açık kalır :) İşte olayı anlatan birde video :

http://nl.youtube.com/watch?v=3jlI5P0ni0w

Unutmadan Peterin Siteside Budur. : : :  http://www.peteranswers.com/

Hadi Rastgele]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Peter Answers  ne sorarsanız cevaplıyor. Özellikle yanınızdaki arkadaşınızın sorularını daha bir güzel cevaplıyor :) Siteye girince karşınıza 2 kutu çıkıyor.&#8221;Insert petition&#8221; alanına &#8220;Peter, please answer:&#8221; yazıyorsunuz. &#8220;:&#8221; koymayı unutmayın sonuna ve otomatikman alt satıra geçiyorsunuz.Burayada sorunuzu yazıp sonuna &#8220;?&#8221; koyunca otomatik olarak cevaplıyor. Eğer sayfada ilk defa işlem yapıyorsanız üst kısımda çıkan kutuyu onaylamanız gerekli. İşte cevabını verdi değilmi ama siz memnun kalmadınız bu cevaptan :) Bir de şöyle yapın. &#8220;Insert Petition&#8221; alanına &#8220;Pe&#8221; yazdıktan sonra &#8220;.(nokta)&#8221; koyun ve soracağınız sorunun cevabını(!) yazın. Yalnız cevabın &#8220;eter, please answer:&#8221;&#8216;dan kısa olmasına dikkat edin ve : koyduktan sonra sorunuzu yazın. Türkçe de sorabilirsiniz.&#8221;?&#8221; koyduktan sonra cevabını verdi değil mi? :) Arkadaşlarınızı &#8220;Olum , bu site varya bir kahin tarafından yapılmış ,herşeyi biliyor&#8221; diyerek iyi vakit geçirebilirsiniz. Arkadaşınız soruyu sorar sizde yukarıdaki taktikle önce cevabı sonra soruyu yazarsınız onunda ağızı açık kalır :) İşte olayı anlatan birde video :

http://nl.youtube.com/watch?v=3jlI5P0ni0w

Unutmadan Peterin Siteside Budur. : : :  http://www.peteranswers.com/

Hadi Rastgele]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Krkic şaşırdı!]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4130</link>
			<pubDate>Thu, 15 May 2008 21:26:17 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4130</guid>
			<description><![CDATA[Krkic şaşırdı!
Barcelona'nın 17 yaşındaki İspanyol oyuncusu Bojan Krkic gemileri yaktı! Genç yetenek yaptığı açıklamada İsviçre ve Avusturya'nın ortaklaşa düzenleyeceği Avrupa Futbol Şampiyonası Finalleri'ne gitmemeyi düşündüğünü belirtti. Henüz büyük bir turnuvada oynayacak kadar kendini hazır hissetmediğini ve üzerinde baskılar olduğunu vurgulayan yıldız ismin Fernando Torres, David Villa, Dani Guiza gibi isimlerle birlikte İspanya kafilesinde yer alacağı tahmin ediliyordu. Bojan Krkic'in Cuma günü açıklanması gereken İspanya Milli Takımı kadrosunda yer almayacağı ve Aragones ile bu konuda görüşüp hocasından affını istediği belirtiliyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Krkic şaşırdı!
Barcelona'nın 17 yaşındaki İspanyol oyuncusu Bojan Krkic gemileri yaktı! Genç yetenek yaptığı açıklamada İsviçre ve Avusturya'nın ortaklaşa düzenleyeceği Avrupa Futbol Şampiyonası Finalleri'ne gitmemeyi düşündüğünü belirtti. Henüz büyük bir turnuvada oynayacak kadar kendini hazır hissetmediğini ve üzerinde baskılar olduğunu vurgulayan yıldız ismin Fernando Torres, David Villa, Dani Guiza gibi isimlerle birlikte İspanya kafilesinde yer alacağı tahmin ediliyordu. Bojan Krkic'in Cuma günü açıklanması gereken İspanya Milli Takımı kadrosunda yer almayacağı ve Aragones ile bu konuda görüşüp hocasından affını istediği belirtiliyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kupa Tekke'li Zenit'in]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4129</link>
			<pubDate>Thu, 15 May 2008 21:24:36 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4129</guid>
			<description><![CDATA[Kupa Tekke'li Zenit'in

UEFA Kupası Rus temsilcisi Zenit'in! İngiltere'nin City of Manchester Stadyumu'nda oynanan UEFA Kupası Finali'nde Glasgow Rangers'ı 2-0 mağlup eden Zenit, kupayı kazanan takım oldu. İlk yarısı golsüz eşitlikle sona eren karşılaşmada Zenit'e kupayı getiren goller, karşılaşmanın 71. dakikasında Denisov ve 90+3'te Zyrianov'dan geldi. Bu sonucun ardından Zenit UEFA Kupası'nı tarihinde ilk kez kazanırken, karşılaşmada 90 dakika mücadele eden ve bir asist kaydeden temsilcimiz Fatih Tekke de, bu gurura ortak oldu.


FATİH TEKKE TARİHE GEÇTİ

Futbol hayatını Rusya Ligi ekiplerinden Zenit'te sürdüren temsilcimiz Fatih Tekke, karşılaşmada teknik direktörü Dick Advocaat tarafından ilk 11'de görevlendirildi. Zenit'in kupada 10 gol kaydeden golcüsü Pogrebnyak'ın sarı kart cezalısı olması nedeniyle ilk 11'de görev alan Fatih Tekke, böylece Galatasaray'ın UEFA Kupası'ndaki finalinin ardından finalde oynayan ilk Türk futbolcu olarak tarihe geçti.

BASKI VAR, GOL YOK...

City of Manchester Stadyumu'nda oynanan karşılaşma düşük tempoyla başladı. Kupaya uzanmak isteyen iki takım, karşılaşmanın ilk 15 dakikalık periyodunda birbirini tartan, dengeli bir futbol ortaya koydu. Dakikalar ilerledikçe Rusya temsilcisi Zenit St. Petersburg oyuna ağırlığı koydu ve karşılaşmadaki üstünlüğü ele geçirdi. Kanat akınlarıyla başlattıkları atakları, gol bölgelerinde temsilcimiz Fatih Tekke ve Arshavin'e taşımaya çalışan Zenit, G.Rangers'ın katı defans anlayışına takıldı ve net pozisyonlar bulmakta zorlandı. G.Rangers ise Zenit'in baskıyı kurduğu dakikalarda Darcheville'yi tek forvet bırakarak savunma güvenliğini ön planda tuttu.

Karşılaşmanın 44. dakikasında ise Zenit'in penaltı itirazları vardı. Sol kanattan gelişen atakta ceza sahası içinde topa elle müdahale edildiğini düşünen Zenitli futbolcular hakeme uzun süre itiraz etse de sonuç değişmedi ve oyun devam etti. İlk yarıda iki takım da golü bulamayınca ikinci yarıya golsüz eşitlikle girildi.

II. DEVRE DİŞEDİŞ MÜCADELE

Karşılaşmanın ikinci yarısında ise sahada dişediş bir mücadele vardı. İlk yarının ardından toparlanan G.Rangers oyundaki dengeyi sağlarken, ilk 20 dakikalık dilimde iki takım da karşılıklı pozisyonlar buldu. Temponun bir an olsun düşmediği bu yarıda G.Rangers, siyahi golcüsü Darcheville ile pozisyonlar yakalamaya çalıştı. Orta sahada takımın beyin görevini üstlenen Barry Ferguson, bu bölgedeki savaşçı futbolunu hücum hattına destek vererek takviye etti ve ikinci yarının oyunun bu kısmında Rangers'in gol pozisyonları bulmasına yardımcı oldu.

ZENIT ÜSTÜNLÜĞÜ ALDI VE...

Karşılaşmada son 25 dakikalık periyoda girilirken ise Zenit oyundaki üstünlüğü yeniden ele aldı. Orta sahada sürekli olarak prese başlayan Rus temsilcisi, bu dakikalarda G.Rangers'a top göstermedi. Maçın 71. dakikasında sahadaki bu baskı sonuç verdi ve Zenit 1-0 öne geçti. Sol kanatta temsilcimiz Fatih Tekke ile başlayan atakta Arshavin'in nefis pasıyla kaleciyle karşı karşıya kalan Denisov, topu Rangers kalecisi Neil Alexander'in solundan filelere bıraktı ve Zenit'i kupaya yaklaştıran golü attı. 

TEKKE'NİN ASİSTİYLE İŞ BİTTİ!

Golün ardından oyundaki tempoyu istediği gibi yöneten Zenit, daha çok 1-0'lık skoru korumaya yönelik bir futbol ortaya koydu. Son dakikalara kadar kalesinde pozisyon vermeyen Zenit, maçın uzatma dakikalarında ise iyice köşeye çekildi. Bu dakikalarda gol için herşeyini ortaya koyan ve çok adamla atak yapan G.Rangers, Zenit kalesine beraberlik golü için tüm hatlarıyla yüklendi. Uygun pozisyonlar bulan ve bunları değerlendiremeyen İskoç temsilcisi, Zenit'e de bazı kontraatak fırsatları da yarattı. Karşılaşmanın 93. dakikasında yakalanan ani atakta temsilcimiz Fatih Tekke'nin asistiyle Zyrianov golü attı ve 2-0'lık skorla Zenit kupaya uzanan takım oldu.

RUSYA'YA İKİNCİ UEFA KUPASI

Final karşılaşmasında İskoçya temsilcisi Glasgow Rangers'a karşı alınan 2-0'lık galibiyetle birlikte Zenit Rusya'ya ikinci defa UEFA Kupası'nı getirmiş oldu. 2005 yılında CSKA Moskova Valery Gazzaev yönetiminde kupada mutlu sona ulaşmış ve tarihe UEFA Kupası'nı kaldıran ilk Rus ekibi olarak geçmişti.



ZENIT TARAFTARINDAN MÜTHİŞ GÖSTERİLER!

İngiltere'nin Manchester şehrinde, City of Manchester Stadyumu'nda oynanan karşılaşmaya büyük ilgi gösteren ve kendilerine ayrılan kısmı tamamen dolduran Zenit taraftarı, karşılaşma boyunca hiç susmadı. Gerek koşkolleriyle yaptıkları şovlar, gerek tezahüratları, gerekse tribünlerdeki gösterileriyle Zenit taraftarı maç boyunca takımına tam destek verdi ve kupanın kazanılmasında büyük pay sahibi oldu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kupa Tekke'li Zenit'in

UEFA Kupası Rus temsilcisi Zenit'in! İngiltere'nin City of Manchester Stadyumu'nda oynanan UEFA Kupası Finali'nde Glasgow Rangers'ı 2-0 mağlup eden Zenit, kupayı kazanan takım oldu. İlk yarısı golsüz eşitlikle sona eren karşılaşmada Zenit'e kupayı getiren goller, karşılaşmanın 71. dakikasında Denisov ve 90+3'te Zyrianov'dan geldi. Bu sonucun ardından Zenit UEFA Kupası'nı tarihinde ilk kez kazanırken, karşılaşmada 90 dakika mücadele eden ve bir asist kaydeden temsilcimiz Fatih Tekke de, bu gurura ortak oldu.


FATİH TEKKE TARİHE GEÇTİ

Futbol hayatını Rusya Ligi ekiplerinden Zenit'te sürdüren temsilcimiz Fatih Tekke, karşılaşmada teknik direktörü Dick Advocaat tarafından ilk 11'de görevlendirildi. Zenit'in kupada 10 gol kaydeden golcüsü Pogrebnyak'ın sarı kart cezalısı olması nedeniyle ilk 11'de görev alan Fatih Tekke, böylece Galatasaray'ın UEFA Kupası'ndaki finalinin ardından finalde oynayan ilk Türk futbolcu olarak tarihe geçti.

BASKI VAR, GOL YOK...

City of Manchester Stadyumu'nda oynanan karşılaşma düşük tempoyla başladı. Kupaya uzanmak isteyen iki takım, karşılaşmanın ilk 15 dakikalık periyodunda birbirini tartan, dengeli bir futbol ortaya koydu. Dakikalar ilerledikçe Rusya temsilcisi Zenit St. Petersburg oyuna ağırlığı koydu ve karşılaşmadaki üstünlüğü ele geçirdi. Kanat akınlarıyla başlattıkları atakları, gol bölgelerinde temsilcimiz Fatih Tekke ve Arshavin'e taşımaya çalışan Zenit, G.Rangers'ın katı defans anlayışına takıldı ve net pozisyonlar bulmakta zorlandı. G.Rangers ise Zenit'in baskıyı kurduğu dakikalarda Darcheville'yi tek forvet bırakarak savunma güvenliğini ön planda tuttu.

Karşılaşmanın 44. dakikasında ise Zenit'in penaltı itirazları vardı. Sol kanattan gelişen atakta ceza sahası içinde topa elle müdahale edildiğini düşünen Zenitli futbolcular hakeme uzun süre itiraz etse de sonuç değişmedi ve oyun devam etti. İlk yarıda iki takım da golü bulamayınca ikinci yarıya golsüz eşitlikle girildi.

II. DEVRE DİŞEDİŞ MÜCADELE

Karşılaşmanın ikinci yarısında ise sahada dişediş bir mücadele vardı. İlk yarının ardından toparlanan G.Rangers oyundaki dengeyi sağlarken, ilk 20 dakikalık dilimde iki takım da karşılıklı pozisyonlar buldu. Temponun bir an olsun düşmediği bu yarıda G.Rangers, siyahi golcüsü Darcheville ile pozisyonlar yakalamaya çalıştı. Orta sahada takımın beyin görevini üstlenen Barry Ferguson, bu bölgedeki savaşçı futbolunu hücum hattına destek vererek takviye etti ve ikinci yarının oyunun bu kısmında Rangers'in gol pozisyonları bulmasına yardımcı oldu.

ZENIT ÜSTÜNLÜĞÜ ALDI VE...

Karşılaşmada son 25 dakikalık periyoda girilirken ise Zenit oyundaki üstünlüğü yeniden ele aldı. Orta sahada sürekli olarak prese başlayan Rus temsilcisi, bu dakikalarda G.Rangers'a top göstermedi. Maçın 71. dakikasında sahadaki bu baskı sonuç verdi ve Zenit 1-0 öne geçti. Sol kanatta temsilcimiz Fatih Tekke ile başlayan atakta Arshavin'in nefis pasıyla kaleciyle karşı karşıya kalan Denisov, topu Rangers kalecisi Neil Alexander'in solundan filelere bıraktı ve Zenit'i kupaya yaklaştıran golü attı. 

TEKKE'NİN ASİSTİYLE İŞ BİTTİ!

Golün ardından oyundaki tempoyu istediği gibi yöneten Zenit, daha çok 1-0'lık skoru korumaya yönelik bir futbol ortaya koydu. Son dakikalara kadar kalesinde pozisyon vermeyen Zenit, maçın uzatma dakikalarında ise iyice köşeye çekildi. Bu dakikalarda gol için herşeyini ortaya koyan ve çok adamla atak yapan G.Rangers, Zenit kalesine beraberlik golü için tüm hatlarıyla yüklendi. Uygun pozisyonlar bulan ve bunları değerlendiremeyen İskoç temsilcisi, Zenit'e de bazı kontraatak fırsatları da yarattı. Karşılaşmanın 93. dakikasında yakalanan ani atakta temsilcimiz Fatih Tekke'nin asistiyle Zyrianov golü attı ve 2-0'lık skorla Zenit kupaya uzanan takım oldu.

RUSYA'YA İKİNCİ UEFA KUPASI

Final karşılaşmasında İskoçya temsilcisi Glasgow Rangers'a karşı alınan 2-0'lık galibiyetle birlikte Zenit Rusya'ya ikinci defa UEFA Kupası'nı getirmiş oldu. 2005 yılında CSKA Moskova Valery Gazzaev yönetiminde kupada mutlu sona ulaşmış ve tarihe UEFA Kupası'nı kaldıran ilk Rus ekibi olarak geçmişti.



ZENIT TARAFTARINDAN MÜTHİŞ GÖSTERİLER!

İngiltere'nin Manchester şehrinde, City of Manchester Stadyumu'nda oynanan karşılaşmaya büyük ilgi gösteren ve kendilerine ayrılan kısmı tamamen dolduran Zenit taraftarı, karşılaşma boyunca hiç susmadı. Gerek koşkolleriyle yaptıkları şovlar, gerek tezahüratları, gerekse tribünlerdeki gösterileriyle Zenit taraftarı maç boyunca takımına tam destek verdi ve kupanın kazanılmasında büyük pay sahibi oldu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[V.Manisaspor kapış kapış!]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4128</link>
			<pubDate>Thu, 15 May 2008 21:22:02 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4128</guid>
			<description><![CDATA[V.Manisaspor kapış kapış!
Vestel Manisaspor'da iç transfer görüşmeleri başlarken, yönetim ilk etapta masaya oturduğu kaleci Bülent, Şener ve Koray'la anlaşamadı. Şener'in Antalya, Koray'ın Bursaspor ile el sıkıştığı, Bülent'in ise yönetimden süre istediği bildirildi. 

Bu arada sözleşmesi devam eden futbolcuların da Süper Lig kulüplerinden gelen teklifler nedeniyle ayrılmak istediği öğrenildi. Selçuk'a Fenerbahçe ve Trabzonspor'un, Kaleci Ufuk'a Galatasaray'ın, Burak'a Trabzonspor ve Fenerbahçe'nin, Uğur'a Beşiktaş'ın, Nizamettin ve Ferhat'a Trabzonspor'un, Sezer ve Rafael'e Gençlerbirliği'nin, Allyson, Kalabane ve Şener'e Antalyaspor'un, Metin Akan, Güven ve Okan Koç'a Gençlerbirliği'nin, Fransız Metz'in Borbiconi'ye talip olduğu bildirildi. Başkan Kenan Yaralı ise Beşiktaş ve Gençlerbirliği dışında hiçbir kulüpten resmi teklif almadıklarını söyledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[V.Manisaspor kapış kapış!
Vestel Manisaspor'da iç transfer görüşmeleri başlarken, yönetim ilk etapta masaya oturduğu kaleci Bülent, Şener ve Koray'la anlaşamadı. Şener'in Antalya, Koray'ın Bursaspor ile el sıkıştığı, Bülent'in ise yönetimden süre istediği bildirildi. 

Bu arada sözleşmesi devam eden futbolcuların da Süper Lig kulüplerinden gelen teklifler nedeniyle ayrılmak istediği öğrenildi. Selçuk'a Fenerbahçe ve Trabzonspor'un, Kaleci Ufuk'a Galatasaray'ın, Burak'a Trabzonspor ve Fenerbahçe'nin, Uğur'a Beşiktaş'ın, Nizamettin ve Ferhat'a Trabzonspor'un, Sezer ve Rafael'e Gençlerbirliği'nin, Allyson, Kalabane ve Şener'e Antalyaspor'un, Metin Akan, Güven ve Okan Koç'a Gençlerbirliği'nin, Fransız Metz'in Borbiconi'ye talip olduğu bildirildi. Başkan Kenan Yaralı ise Beşiktaş ve Gençlerbirliği dışında hiçbir kulüpten resmi teklif almadıklarını söyledi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gökdeniz'in golü Rubin'e yetmedi: 1-1]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4127</link>
			<pubDate>Thu, 15 May 2008 21:03:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4127</guid>
			<description><![CDATA[Gökdeniz'in golü Rubin'e yetmedi: 1-1
Rusya Premier Ligi'nde 11. hafta maçında Rubin Kazan evinde Shinnik ile 1-1 berabere kaldı. Ev sahibi ekibin golünü milli futbolcumuzu Gökdeniz atarken, Shinnik'in golü son saniyelerde Boyarintsev'den geldi. 

Rusya Premier Ligi 11. hafta maçında Rubin Kazan evinde Shinnik'i ağırladı. Oynadığı 10 maçta topladığı 24 puanla ligin zirvesinde yer alan Rubin Kazan'da milli futbolcumuz Gökdeniz ilk 11'de forma giyerken, Hasan Kabze 18 kişilik kadroya alınmadı. İlk yarısı orta alan şeklinde geçen mücadelede ev sahibi Rebrov ve Gökdeniz ile rakip kaleyi yoklarken aradığı golü bulamadı ve ilk yarı 0-0 eşitlikle sona erdi.

İkinci yarıya ev sahibi ekip hızlı başladı. 57. dakikada sahneye çıkan Gökdeniz attığı golle takımını 1-0 öne geçirdi. Sağ kanattan hızla ceza sahasına giren Gökdeniz attığı şık golle takımını 1-0 öne geçirdi. Golden sonra bir net fırsattanda yararlanamayan Gökdeniz 80. dakikada yerini Monarev'e bıraktı. Herkes maçın böyle biteceğini düşünürken Boyarintsev son saniyelerde attığı golle takımı Shinnik'i beraberliğe taşıdı. Mücadelede başka gol olmadı ve Rubin Kazan evinde Shinnik ile 1-1 berabere kaldı. Bu sonuçla Rubin Kazan puanını 25'e çıkartarak liderliğini sürdürürken, Shinnik de puanını 9'a çıkarttı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gökdeniz'in golü Rubin'e yetmedi: 1-1
Rusya Premier Ligi'nde 11. hafta maçında Rubin Kazan evinde Shinnik ile 1-1 berabere kaldı. Ev sahibi ekibin golünü milli futbolcumuzu Gökdeniz atarken, Shinnik'in golü son saniyelerde Boyarintsev'den geldi. 

Rusya Premier Ligi 11. hafta maçında Rubin Kazan evinde Shinnik'i ağırladı. Oynadığı 10 maçta topladığı 24 puanla ligin zirvesinde yer alan Rubin Kazan'da milli futbolcumuz Gökdeniz ilk 11'de forma giyerken, Hasan Kabze 18 kişilik kadroya alınmadı. İlk yarısı orta alan şeklinde geçen mücadelede ev sahibi Rebrov ve Gökdeniz ile rakip kaleyi yoklarken aradığı golü bulamadı ve ilk yarı 0-0 eşitlikle sona erdi.

İkinci yarıya ev sahibi ekip hızlı başladı. 57. dakikada sahneye çıkan Gökdeniz attığı golle takımını 1-0 öne geçirdi. Sağ kanattan hızla ceza sahasına giren Gökdeniz attığı şık golle takımını 1-0 öne geçirdi. Golden sonra bir net fırsattanda yararlanamayan Gökdeniz 80. dakikada yerini Monarev'e bıraktı. Herkes maçın böyle biteceğini düşünürken Boyarintsev son saniyelerde attığı golle takımı Shinnik'i beraberliğe taşıdı. Mücadelede başka gol olmadı ve Rubin Kazan evinde Shinnik ile 1-1 berabere kaldı. Bu sonuçla Rubin Kazan puanını 25'e çıkartarak liderliğini sürdürürken, Shinnik de puanını 9'a çıkarttı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[JAKOß]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4126</link>
			<pubDate>Thu, 15 May 2008 20:40:40 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4126</guid>
			<description><![CDATA[Adı=Salih
Yaş=16
İkametgah=İst.
Sınıf=9 :D
Site hakkında düşünceler= Çok iyi bir site.İleride daha da büyüyeceğini düşünüyorum.. 

Umarım kendmi iyi tanıtabilmişmdir :seb

AYRICA JAKOß'UN ANLAMI=ÜSTÜN DEMEK :D :D]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Adı=Salih
Yaş=16
İkametgah=İst.
Sınıf=9 :D
Site hakkında düşünceler= Çok iyi bir site.İleride daha da büyüyeceğini düşünüyorum.. 

Umarım kendmi iyi tanıtabilmişmdir :seb

AYRICA JAKOß'UN ANLAMI=ÜSTÜN DEMEK :D :D]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[NeTKeŞ]]></title>
			<link>http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4125</link>
			<pubDate>Thu, 15 May 2008 15:38:43 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimeydan.com/showthread.php?tid=4125</guid>
			<description><![CDATA[Adı-Soyadı:Furkan
Tek Adım Yeter Sanalda Ad Soyad Kullanmak Pek Dogru Deil 
Yaş:16
Bulunduğu Şehir:İstanbul
Ruh Hali:KarmaKarışık
Forum Hakkındaki Düşünceleri:Yolumuz Acık Herseyi Zaman Gösterecek . 
Uzun Süre Kullandıgım eski Nicklerim : Arkantos23 Fruko23 Xort vs vs 

Kalıcı Olarak Kullanacagım Yeni Nickim NeTKeŞ ]]></description>
			<content:encod