Kullanıcı Adı:  
Parola:     

Bu Konuyu Görüntüleyenler
 1 Misafir
amatorbalikci.net


Cevapla  Konu Gönder 
Dream Theater
06-18-2007 03:07 PM
ramms+ein
Editör
*****

Üye No: 40
Mesajlar: 25
Rep Gücü: Güçsüz

Cinsiyet:
Nereden:
Mesaj: #1
Dream Theater

1985 'in sonbaharında, Boston 'daki Berklee Müzik Okulu 'nda gitarist John Petrucci ve basist John Myung 'ın o zamanlar 18 'inde olan muhteşem davulcu Mike Portnoy 'u doğaçlama yaparken görmeleriyle başladı. Daha sonra onunla kafeteryada tanıstılar ve hem müzik zevklerinde hem de hayatlarında birçok ortak yön olduğunu gördüler. Dünyanın dört bir yanından gelen bir sürü adamın arasında tesadüfen hemşehri ( Long Island ) olan üç müzisyenin buluşması onlar için bir mucize, bizim için ise bir armağandı. Okuldan arta kalan zamanlarda eskiden John Petrucci 'nin Centurion isimli lise grubunda çalan dahi klavyeci Kevin Moore ve Chris Collins isimli bir vokalistle çalmaya başladılar. Aralarındaki uyuşma ve grupları Majesty 'nin geleceğine çok güvenmiş olacaklar ki Berklee gibi Steve Vai, Al Di Meola, Chris DeGarmo ( Queensryche ) ve birçok yıldızı yaratan bir okulu bırakıp Majesty 'ye daha fazla konsantre olmak istediler.

Böylece müzik dersleri ve part-time işler ile geçimlerini sağlayabilirler, geriye kalan zamanda ise Majesty 'yle stüdyoya kapanabilirlerdi. 1986 Mart ayında 4 kanallı kaydettikleri 6 şarkılık demolarını tamamladılar ve belli bir dağıtıma dahil olmadan dükkanlarda ve elden bu demoyu satışa sundular. 6 ay içinde 1000 tane satan demo halen daha bootleg olarak satılmaktadır. Demonun soundu ilk dönem Rush 'a benziyor. Genç ve acemi olmalarına karşın progressive ve kompleks bir sound seçmişlerdi. Mechanic Records isimli yeni bir şirketle anlaşan grup daha önce kurulan Majesty isimli bir jazz grubunun var olması nedeniyle mecburi bir isim arayışına girdi. Glasser, Mi and Magus gibi seçenekler elendikten sonra Mike 'ın babası Howard California 'daki bir sinema salonunun ismini tavsiye etti : Dream Theater. Bilindiği üzere ingilizcede "theater" hem tiyatro hem de sinema salonu anlamına geliyor. İsim değişikliğinden sonra ses renginin uyuşmazlığı ve yetersiz bulunması nedeniyle grubun istenmeyen adamı Chris Collins gruptan ayrıldı. 1986 'nın Kasım ayında kendilerinden yaşça büyük olan Charlie Dominici 'yi bulan grup çalışmalarına devam etti ama yanlış giden şeyler vardı. Charlie denedikleri vokalistlerin içinde en tecrübelisi ve en idealiydi ama yine de aranılan kan o değildi. Dream Theater 'ın en sert zamanının göstergesi olacak ilk albümün çalışmaları esnasında bazı kısımları Charlie 'ye söyletmek grup için zor olmuştu ve Charlie 'nin çalışma sonlarında piyanonun başında Billy Joel ve Beatles şarkıları söyleyerek kendini daha iyi hissediyor olması DT ile aralarında büyük bir uçurum açıyordu.

Prodüktör Terry Date ile ilk albüm bir ay süre içinde 88 'in yazında Pennsylvania 'da tamamlandı ve 89 'da "When Dream & Day Unite" piyasaya çıktı. Albümün isminin altında son derece ince bir sembolizm olduğu kesin. "Düş" ün ve "gün" ün buluştuğu zaman. 24 saatlik bir zaman diliminin, sürekli tekrarlanan, son derece teknik olan fizik kurallarıyla oluşan bu nedenle DT 'nin progresif yanını temsil eden "gün" ve hayallerin saflığını, umursamazca ilericiliğini, müziğin esas gücü olan daha anlaşılır ve kalıcı olan melodiyi veya aklımıza getirmeyi çok sevdiğimiz bir fantezi gibi ağzımıza sakız ettiğimiz nakaratları,koroları ifade eden "düş" ün buluştuğu zaman ortaya çıkan bir "Düş Tiyatrosu".

"When Dream & Day Unite" eleştirmenler tarafından beğenildi. Gerçekten de albümde yer alan her şarkı ümit vaadetmeyi bırakın kendi başlarına birer klasiktir. Bana göre DT 'nin en büyük özelliklerinden biri olan her şarkının kendini diğerlerinden bağımsız bir şekilde belli etmesi bu albümde başlar. Yani yapıları, şarkı sözleri, uzun enstrümantal kısımları benzese de dinlerken hangi şarkıda olduğunuzu anlayabilirsiniz. Bu duyguyu verebilen nadir gruplardandır DT. "WDADU" Dream Theater 'ın en sert albümüdür. Gelecekte "The Mirror" gibi sert parçalara yer vereceklerdir ama albüm genelinde sert distortion sounduna, thrash ritmlerine bu kadar ağırlık vermezler. Müzikte söylenmeyen ve "WDADU" ın ilk parçası olan "A Fortune In Lies" liriklerinin başında duran cümle ; "Uzun zamandır hayatımda ilk kez... Dünyamdaki herşey doğruydu... ve birden uyandım", düş tiyatrosunun perdelerini açar. Şarkı ; çalmayı huy edinen bir arkadaşları hakkındadır ama bu basit temadan yola çıkarak daha çok şey ifade eden şarkı sözlerine sahiptir. Albümün en baba şarkısı şüphesiz "The Killing Hand"dir. Başındaki "Intro" yu da katarsak ; "Observance" ( Farketme ), "Ancient Renewal" ( Eski Canlanma ), "The Stray Seed" ( Kayıp Tohum ), "Thorns" ( Dikenler ) ve "Exodus" ( Göç ) isimli 6 bölümden oluşan yaklaşık 9 dakikalık bu şarkı DT 'nin değişken soundunun yarattığı bir başyapıttır.

Şarkı sözlerinde anlatılan hikaye çok anlaşılır olmasa da hatta Mike Portnoy bir röportajında John Petrucci 'nin neden söz ettiğinin çok açık olmadığını söylemesine rağmen hikaye klasik bir alacakaranlık kuşağı hikayesidir. Kahramanımız duvarda tuhaf şekiller ve ölü ( yakın zamanda öldürülen ) insanların isimlerini görür. Doğaüstü olayın gizemini çözmek için bir arayışa girer. Sonunda duvarda kendi ismini görür, tüm tuhaf şekilleri ve isimleri kendi bilinçaltının yarattığı sonucuna varır, "The Killing Hand" aslında onun ta kendisidir. Son mısralar şöyledir: "I laugh at what I 've done, I am The Killing Hand". Ve belkide sonunda kendini öldürür. "The Killing Hand" e albümün en baba şarkısı derken "Ytse Jam" e de haksızlık etmemek lazım. Charlie 'nin sesinden hoşlanmayan DT fanları için bu enstrümantal şarkı albümün gerçek hitidir. Deli gibi çalan klavye gitar partisyonlarının ağırlıkta olduğu tam anlamıyla kafayı yedirtecek kadar manyak bir parçadır. Heavy Metal tarihinin en iyi enstrümantal şarkılarından biridir. Her ne kadar ismi "Ytse Doğaçlaması" şeklinde yorumlansa da aslında ince bir gönderme vardır eski grup isimlerine. Ytse Jam , Majesty 'nin tersten yazılmasından oluşan bir kelimedir. Eski gruplarına bağlılıkları sadece bu isimle kalmaz, DT fanlarının defter süslemesinde sıkça kullandığı sembolün ortasında da tersten ve düzden iki tane M harfi vardır.
Ayrıca Majesty olarak çaldıkları parçaları da konserlerde improvize bir şekilde ortaya çıkarmayı çok severler. "Status Seeker" direkt olarak anlatılmasa da toplum içinde yüksek bir yer, prestij kazanmak için geçmişteki düşüncelerini satan "sınır çizgisini dolar işaretiyle çizen" bir adam hakkındadır. DT tarihi içinde adı pek anılmasa da muhteşem nakaratıyla ve coşturucu ritmleriyle en çok sevdiğim şarkılardan biri olan "Light Fuse And Get Away" , Kevin Moore 'un "Space-Dye Vest" e kadar uzanacak olan "biriyle hesaplaşma" konusunun ilk kez kullanımıdır. "Güven ve sadakatin bana ne yaptığını görebiliyorum, intikamın açlığıyla ve tehlikeli bir kalple işaretten ne kadar uzaklaştığımı farkedebiliyorum" der Kevin baba. "Afterlife" adından anlaşılacağı üzere ölümden sonra hayatı konu alan hristiyan göndermeleri olan bir şarkıdır. "The Ones Who Help To Set The Sun" aşk kelimesinin anılmadığı buna karşın aşkın gidip gelmesi bunun nasıl korunabileceği hakkında son derece şiirsel yönü olan, aşkın korunduğu sürece "biz güneşin doğmasına yardımcı olanlarız" diye yorumladığım bir parça. "Düş" ün ve "gün" ün buluşmasının son şarkısı ; "Only A Matter Of Time" başlığıyla sanki buluşmanın zaman yüzünden bittiğini alttan alta söyleyen, bu yüzden son parça olarak seçildiğini sandığım bir şarkı. Albümün en matrak yanı ise kapağın içindeki grup elemanlarının süslü püslü glamcilere benzeyen fotoğraflarıdır. Eminim onlar da şimdi gülüyorlardır o fotoğraflara.

WDADU bir debut albüm için çok başarılıdır ve genç bir gruptan beklenmeyecek kadar progresif, yenilikçi ve kaliteli bir albümdür. Ama albümün dört dörtlük olmasına gölge düşürebilecek 2 etken vardır. Bunlar Charlie 'nin HellStar vokalistine benzettiğim DT sounduna yakışmayan sesi ve düzenlemelerinin muhteşemliğinin yanında kayıt ve prodüksiyon kalitesinin kötülüğüdür. Bunlara karşın progressive dinleyicileri için antika değerinde manevi değere sahiptir ve James LaBrie 'nin söyleyip Kevin Shirley 'in prodükte ettiği bir WDADU 'ın ne olabileceğini düşünmek bile kafayı yedirtebilir.

Albüm Mechanic Records 'un klip çekecek mali desteği bile verememesi, yetersiz tanıtım yapması ve New York dışında konser ayarlayamaması yüzünden satış olarak başarısız oldu. Grup yükselmek ve amaçlarına ulaşabilmek için bazı şeyleri değiştirmek zorundaydı. Daha önceki sebeplere konserlerdeki kötü performansı ve liderlik vasfını taşıyamayan özelliği de eklenince Charlie 1990 'da gruptan atıldı. Marillion kendi isteğiyle DT 'yi alt grup olarak konserlerine istedi ve bu nedenle Charlie son kez DT 'yle aynı sahneyi paylaşarak bu önemli konserle veda etti. Bu konserde ilk kez Metropolis efsanesi çalındı. Mechanic 'ten de ayrıldılar. Bu önemli kararlar onlara zaman kaybına yol açacaktı ama buna katlanmak zorundaydılar. Charlie 'nin ayrılmasından sonraki 2 yıllık süreç vokalist denemekle geçti. Vokaliste sahip olmadıkları zamanda Images And Words 'te yer alacak birçok şarkıyı, vokal melodilerini yazmadan enstrümantal olarak hazırladılar. Lokal klüplerde canlı çalarak da performanslarını arttırmaya çalışıyorlardı. Led Zeppelin, Yes, Queen, Beatles ve Van Halen şarkılarını son derece dahi bir şekilde karıştırıp medley halinde dinleyicilere sunuyorlar ve çok olumlu tepki alıyorlardı.

Bir zaman sonra aranılan "seçilmiş kişi" yi bulmak çok önemli bir hale geldi. Bir ara o zamanlarda müzik piyasasında adını çoktan duyurmuş olan Fates Warning 'in vokalisti John Arc, DT 'nin mikrofonunu tutmak üzereyken bu büyük fırsatı reddetti. Bu karar heralde Tom Selleck 'in Indiana Jones rolünü reddetmesi kadar salak bir karardı. Ardından Geoff Tate stili bir sese sahip olan Steve Stone gündeme geldi ama bazı enstrümantal şovlarda gösterdiği kötü performans onun aranılan kişi olmadığını açıkça gösterdi. Bir ara John Hendricks 'in ismi geçti. Sonunda bu iş için doğru kişinin Chris Cintron olduğuna karar verildi... Ta ki Kanada'dan bir kasetin gelmesine kadar...

Winter Rose isimli bir glam grubunda vokalistlik yapan Kevin James LaBrie 'den gelmişti kaset. Chris Cintron DT 'ye girmek için gün sayarken grup kasetteki sesin muhteşem olduğuna karar verdi ve James 'i denemek üzere davet ettiler.

James "To Live Forever" ı akustik olarak, "Learning To Live" ve "Take The Time" ı demo üzerinden söyleyerek DT 'nin mikrofonunu kaptı ve çok da iyi yaptı. 2 sene geçmişti ama en azından Maiden gibi aceleyle Blaze 'i alarak 5 sene kaybetmediler.

Kevin James LaBrie, grubun klavyecisiyle adaş olması nedeniyle ( grupta zaten 2 adaş vardı ) bunun bir kafa karışıklığına neden olmaması için ikinci ismini kullanmaya karar verdi. Ardından grup Atco / East Records ile kontrat imzaladı ve 91 yılının sonlarında ikinci albümleri Images And Words 'ü prodüktör David Prater ile Spyro Gyra saksofoncusu Jay Beckenstein 'ın New York 'taki stüdyosunda kaydetti.

Bu albümü ne kadar sevdiğimi anlatamam. Pull Me Under 'la tesadüfen tanıştıktan sonra kısa bir İstanbul gezisinde Akmar 'da yerde kaset satan birinden bulmuştum bu albümü. İlk dinlediğimde Pull Me Under 'ın bir anda insanı kapan gücünü ve sertliğini bulamadığımdan hayal kırıklığına kapılmıştım. Ama sonra dinledikçe alıştım ve o sıralarda çıkan Savatage 'ın Edge Of Thorns 'una karşın bu albüm kaset dekimde bir ay boyunca döndü durdu, diğer tüm albümlere teybim kilitlenmişti sanki. Bir melodi, farklı bir tını yakalamanın dumurunu yaşarım bu albümde.

Konseptini grubun kendisinin hazırlayıp, Larry Freemantle 'ın yaptığı kapak bile ayrı bir inceleme konusu. Sağ tarafta beyaz bir gecelik giyen ve elinde bir ayna tutan bir kız çocuğu görüyoruz. Şimdi bir ayrıntı buldum ki ağzınız açık kalacak. Aynaya iyi bakın. Çok ufak bir ayna. Kız alttan tuttuğu için bir haça benziyor gibi ama değil. O aynayı büyütün, evet evet o ayna Awake 'in kapağındaki ayna! Awake 'de geceyi gündüz, İhtiyar adam heykelini kel bir adam olarak gösteren büyük aynayla aynı dış dizayna sahip. havada ise yanmakta olan ve dikenli tellerle çevrili bir kalp var. Kevin Moore 'un fikri olan bu kalp İsa 'nın kutsal kalbini, dikenli teller zorlukları ve engelleri, ateş ise tutkusunu ve enerjisini temsil ediyor. Dışarıda dolunay ( Awake 'de saate dönüşen ay ) olmasına karşın bol yıldızlı bir gece, pencere açık olmadığı halde içeri süzülen tuhaf bir atmaca, sol köşede bir vazo, kızın yatağının tepesinde ise DT 'nin sembolü bir imza gibi kondurulmuş. İç kapakta Mike Portnoy bahçevan tulumunun içinde çok komik. Oturdukları yerin zemini kapaktaki kızın yatak odasıyla aynı. Bu kapak Heavy Metal 'in 80 'lerde ve progressive rock 'ın her zaman sevdiği kapsamlı ve derin kapak tasarımlarının en başarılı örneklerinden biri.

Albümün ilk şarkısı power metalcisinden tutun thrashçisine kadar herkesin tapabileceği başınızı döndüren bir şarkı : Pull Me Under. Kapaktaki atmaca sözlerde geçiyor. "Düşen atmacayı izliyorum, herşeye yeni bir anlam katıyor, bugün olmazsa ve yarın da olmazsa, başka bir gün olur..." Kevin Moore 'un imzasını taşıyan şarkı sözleri Hamlet 'e göndermeler taşıyor. Kevin Hamlet 'e gönderme olarak değil ama Hamlet 'in duygularına yakın bir tema işlemek istemiş. Hamlet 'in babası kral iken ölür. Bir ay geçmeden amcası annesiyle evlenerek tahta geçer, Hamlet bunalıma girer. Bu arada Hamlet 'in babası hayalet şeklinde Hamlet 'e görünerek kendisini amcasının öldürdüğünü söyler. Edebiyat, tiyatro ve sanat tarihinin en ünlü karakteri Hamlet 'e yakışır bir şarkı Pull Me Under. İlk kıtalarda bunalım, paradoks ve kendini sürükleniyormuş hissini veriyor. İntikam hissi ise sonralarda veriliyor: "Aldığım her nefes son nefesime yaklaştırıyor...

"Toz kaplıyor gözlerimi. Bulutlar yuvarlanıyor ben de onlarla beraber yuvarlanıyorum. Asırlar ağlıyor, emirler uçuşuyor ve ben yine düşüyorum... Tüm dünya içimde dönüyor. Her geçen gün, geleceği geçmişe gönderiyor. Her attığım adım bir önceki adımıma yaklaştırıyor beni... Hayatımın çoğunu güneşte yaşarım, arzun yerine gelmedikçe." Şarkının sonunda cd kitapçığında olmayan bir kısım vardır. Bu, Shakespeare 'in Hamlet 'inden bir alıntıdır : "Oh that this too, too solid flesh would melt." Bu mısra tekrarlanırken şarkı bir anda makaslanmış gibi kesilir. Daha önce de söylediğim gibi bu DT 'nin deneysel ve devrimsel yönünün ufak bir parçasıdır. Şarkının klibini kısaltılmış versiyonuna çekerler ve beklediklerinden daha fazla bir başarı elde ederek MTV dahil tüm müzik televizyonlarında sıkça gösterilir.

Another Day klibi çekilen bir başka şarkıdır. Yumuşak olması nedeniyle MTV amaçlı bir şarkı olduğu su götürmez ama grup PMU 'ın klip başarısını bu şarkıyla tekrarlayamaz. Jay Beckenstein stüdyo sahibi olarak Another Day 'e yavşadı ve bu şarkıda saksofonuyla gruba katıldı. Tam bir güne hoş geldin niteliğinde rahatlatıcı olmanın tersine çok acıklı bir konuya sahiptir. Şarkı John Petrucci 'nin babasının kanser olmasından sonra yazdığı bir şarkıdır. Albümden sonra 1996 'da ölür babası ve yine muhteşem bir parça olan Take Away My Pain 'i yazar Petrucci, Falling Into Infinity 'de. Sözlerin en güzel yeri şöyledir: "Yeni bir hayat yaşa. Biraz daha yukarıya tırman. Kalmak için başka bir neden bul... Hayallerimizin fotoğrafını çekiyorlar. Sonra da merdivenlerin arkasına saklanıyorlar. Düşerlerse senin için daha iyi olabileceği söylenebilir belki. Ama aşağı inmezlerse onları aşağı çekebilecek gücü bul. Ve onları uzaklara fırlat. Sır 'a teslim olmaktansa gizlilik 'i ( mystery-bulmaca anlamında ) çöz."

Take The Time klibi çekilen 3. parçadır. A Change Of Seasons 'da daha da belirgin olacak olan Carpe Diem felsefesinin başlangıcıdır bu parça. Zamanı yakalamayı, zamanı çöpe atmamanın gerekliliğini, kısır döngüden çıkmanın zamanı geldiğini felsefi bir biçimde işler şarkı. Vokalist bulma sorunu yüzünden kaybettikleri zamanı sorgulamadan yola çıkılmış ve tüm grup elemanlarının lirik yazma aşamasına katıldığı ilk parçadır.Surrounded, keyboard ağırlıklı Moore 'un etkisinin belirgin olduğu klasik bir balladlıkla ballad olmamak arasında gidip gelen DT şarkılarından biridir. Ve gelelim tüm zamanlar için en sevdiğim şarkılar listesinde "zirveyi zorlayan" bir parça olan "Metropolis Part I:The Miracle And The Sleeper" a. Bu şarkıyı Scenes From A Memory 'de incelediğimizden geçiyorum. Under A Glass Moon sürrealist ve sembolik sözleriyle dikkat çeker." Anlat bana. Hatırlat bana. Gökten akan suyu izle. Hep yanımda ol. Gözlerimden akan hatıraların tadına bak. Tedirgin ışıklar hayallerimi tarıyor, sıvı gölgeler çığlıklarını susturuyor. Aya gülümsüyorum. Gökteki suyu takip ediyorum, bulutlarla tartışıyorum, gözlerimdeki çalınan güzellik." Wait For Sleep sözleriyle ve müziğiyle tamamen bir kişiye ait olan ilk şarkıdır. Kevin Moore şarkıyı ruhsal bir boşluğa giren ve sevdiği bir kişinin ölümü nedeniyle dipsiz bir üzüntü ve suçluluk duyan bir bayan arkadaşı için yazmış. Şarkı 2.5 dakika ve sadece klavyeden ve James 'in sesinden oluşuyor. Learning To Live grubun 8 telli bas çalan suskun basistinin liriklerini yazdığı bir parça ve o ana kadarki en uzun DT şarkısı. Sözler AIDS 'ten yola çıkılarak yazılmış. Albümün en progressive ve kompleks şarkısı. Muhteşem sözleri ve grup üyelerinin kendilerini aştıkları bizi şaşkına döndüren enstrümantal kısımlarıyla ve zaman değişiklikleri ile albüme yakışan bir kapanış.

Bu albüm kanımca Heavy Metal ve tüm müzik dünyası için çok önemli bir kilometre taşıdır. 80 sonlarındaki durgunluğu ve 90 'larda Queensryche gibi dev bir grubu bile vakum gibi içine çeken grunge akımını ezip geçen, sadece virtüözlerin çıkardıkları vokalsiz albümlerle adı duyulan progressive müziğin yeniden doğuşudur bu albüm. Progressive müziği Images And Words öncesi ve sonrası diye ayırmak abartmak gibi olabilir ama ticari açıdan bu bir gerçektir. Bundan sonra eğer bir grubun yorumunda Dream ve Theater sözleri geçerse o albüm satmaya başlayacaktır. DT 'nin progressive müziği dirilten aşısı, COF 'in black'e yaptığı veya birkaç grubun birden power 'a yaptığı aşıya benzetilebilir. Bir anda Dream Theater 'ın açtığı kulvardan gitmek için eski progressive gruplar canlanmaya başlar, yeniler ise apar topar kurulmaya veya çalışmalarını hızlandırmaya başlar. Bunun adı progressive 'in ikinci kuşağıdır ve bu yüzden Fransız İhtilali gibi I&W de çağ değiştiren müzikal bir harekettir. Bu hareket Iron Maiden'ın X Factor albümünde bile başta Unbeliever olmak üzere kendini hissettirir. X Factor 'ın yorumlarında sadece 3 albüm geçmişi olan Dream Theater 'ın adının geçmesi DT 'nin efsanevi grupları bile etkilediğini gösterir.

Dream Theater 'ın müziğinde kurulması zor bir sentez vardır. Yes, Rush,Marillion, King Crimson, Pink Floyd gibi eski progressive rock gruplarından esinlenerek Heavy Metal yapma fikri yeni bir şey değil ama bunu ne kadar başarılı yaptıkları önemli. Heavy Metal 'in her türüne göndermeler var müziklerinde. Judas Priest 'le başlayan ve Iron Maiden 'ın en başarılı şekilde yaptığı çift gitar partisyonlarını, DT klavye ve gitarla yapıyor. Bazen neyin gitar neyin klavye olduğunu çakamayacağınız kadar ustalıkla hem de. New Wave Of British Heavy Metal etkisi dışında grupta net bir Metallica, Pantera ve thrash etkisi de var. Kesik kesik atılan thrash riffleri bunun kanıtı. Grup bununla da kalmıyor, yer yer speed kadar hızlı agresif gitarlara yer verıyor ama birden akustik veya piyano ağırlıklı bir temaya geçerek James 'in de eski grubundan kalma "yumuşak" sesi sayesinde glam dinlediğimiz yıllara götürüyor bizi. Pull Me Under 'ın klibinde eski glam vokalisti James LaBrie 'nin t-shirt'ü Napalm Death t-shirt'ü. Mike Portnoy sıkı bir rap müzik takipçisi ve belki de konuşuyormuş gibi hızlı hızlı okunan pasajlar da rap 'in etkisini taşıyor. Müziklerinin içinde yakından hissettiğimiz diğer müzikler : Jazz ( scenes'de daha da belli oluyor ), klasik müzik ( bkz : Erotomania ), Fusion, New Age, etnik müzik, farklı enstrümanları süs olarak da olsa kullanmaları nedeniyle dünya müziği, klavyede farklı arayışlara girerken Techno ve tabii ki doğaçlama müzik.

Tüm müzik türlerini bünyesinde toplayan DT müziğinin vazgeçilmez öğesi lirikleridir. Dream Theater bir gün kötü bir albüm çıkartabilir ama o albümde bile şarkı sözlerinin her zamanki gibi özenle yazılmış edebi sözler olacağından eminim. Dream Theater 'ın sözlerini okumak insana Shakespeare, T.S. Elliott veya Murathan Mungan şiirleri okuyormuş gibi bir tat veriyor gerçekten de. Kapak tasarımlarını resim sanatına ait yapıtlar olarak görürsek ve Awake 'ten itibaren şarkılarındaki sinema repliklerinden alıntıların daha da artacağını ve hikayelerindeki sinematografik anlatımı düşünürsek insan beyninin yarattığı düşlerden meydana gelen tüm sanat dallarından imgeleri toplayan ve bize sunan bir müzik grubuyla karşılaştığımızın ayırımına varabiliriz. DT 'ın büyüklüğü burada yatar.

James LaBrie, Dream Theater 'la konser siftahını Iron Maiden 'ın altında 1992 Haziran 'ında yapıyor. Japonya 'da I&W 'ün altın plak kazanması, MTV 'nin destek vermesi ( o zamanlar tabii Headbangers Ball ve Vanessa Warwick yengemiz vardı ) ve radyoların sürekli DT şarkıları çalması sonucunda ilk kez dünya çapında bir turneye çıktılar. New York 'taki sadık fanlarına Limelight 'ta tam 3 saat çaldıkları konserde yeni yapıtları ve hiçbir LP 'de basılmayacak olan To Live Forever ve Eve 'i ayrıca da ilk kez 20 küsur dakikalık A Change Of Seasons epiğini çaldılar. Avrupa 'da çıktıkları Music In Progress turu da çok başarılı geçti ve bu esnada Londra 'da Marquee 'de live EP 'leri Live At The Marquee 'yi kaydettiler. EP dense de 50 küsur dakikalık muhteşem bir konser kaydıdır bu. Ve James LaBrie 'nin WDADU 'taki The Killing Hand ve A Fortune In Lies 'ı ne kadar güzelleştirdiğini de görürüz bu konserde. Albümdekinden çok daha yırtıcı, power 'a daha yakın bir vokale sahip olduğunu da görürüz. Bombay Vindaloo şarkısında grubun doğaçlamada ne kadar üretken olabildiğine şaşırmamak elde değil. Tokyo 'da çekilen video ise 93 sonlarında yayınlandı ve Türkiye 'de de bulmak mümkün bu videoyu.

1994 Mart 'ında 3. albüm için stüdyoya kapandı grup. Daha önceki albüm hazırlama aşamalarında vokalistleri yoktu, enstrümantal olarak beste yapıp sonradan vokalleri ekliyorlardı, ilk kez bir vokalistle beste yapmanın şansına sahip oldular. Önce Eve ve To Live Forever 'ı ve konserlerde çalıp da albüme koymadıkları şarkıları koymayı düşünüyorlardı ama üretme safhasında o kadar şarkı ürettiler ki 75 dakikalık zaman süresini bile aştı ve o eski şarkıları b-side 'lara koyma kararını aldılar. Los Angeles 'ta tanıştıkları John Purdell ve Duane Baron 'u prodüktör olarak seçtiler.

Awake 'in kayıtları sırasında DT tarihinin en vahim olayı gerçekleşti ve Kevin Moore herkesi, özellikle de çocukluktan beri tanıdığı John Petrucci 'yi şaşırtarak gruptan ayrıldığını açıkladı. Nedeni Kevin 'ın farklı müziklere dalma eğilimi ve istediği herşeyi Dream Theater 'da yapmasını imkansız olmasıydı. DT için yapmadığı bestelerin kendisi için daha da önemli bir duruma gelmesi ayrılığı zorunlu kılıyordu. Ayrılık ani ama dostça oldu. Kevin gibi dahi bir klavyecinin ayrılması tabii ki DT fanlarını ve elemanlarını üzdü. Kim gelirse gelsin Kevin her zaman gönüllerin DT klavyecisi olacaktır.

Gelecek bölümde Düş Tiyatrosu'nun 2. perdesinde "uyanıp" , "mevsimlerin değişimi" ne şahit olup solo projeleri mercek altına tutacağız ve "sonsuzluğun içine düşeceğiz''

Alıntı Yaparak Cevapla
05-12-2008 06:21 PM
++Daemon Sead++
[!....ThİeVeS AnD HyPoCrİtEs....!]
*****

Üye No: 646
Mesajlar: 285
Rep Gücü: Güçsüz

Cinsiyet: Kız
Nereden: ah bi bilsem!!
Mesaj: #2
Cvp: Dream Theater

bazı şarkılarını seviorm.saol........


!...Queen Of The Rock'n Metal...!
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla  Konu Gönder 


Bu Konuyu Görüntüleyenler
 1 Misafir
Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Bu Konuyu Favorilerime Ekle

Forumlar Arası Geçişi

İzinler
Yeni konu gönderimine izniniz yok .
Mesaj gönderimine izniniz yok.
Eklenti gönderimine izniniz yok.
Mesajları düzenlemeye izniniz yok.
HTML kod kullanımı kapalı.
MyCode kullanımı açık.
Smilies kulllanımı açık.
HTML kod kullanımı açık.

İzinler
Yeni konu gönderimine izniniz yok .
Mesaj gönderimine izniniz yok.
Eklenti gönderimine izniniz yok.
Mesajları düzenlemeye izniniz yok.
HTML kod kullanımı kapalı.
MyCode kullanımı açık.
Smilies kulllanımı açık.
HTML kod kullanımı açık.

İzinler
Yeni konu gönderimine izniniz yok .
Mesaj gönderimine izniniz yok.
Eklenti gönderimine izniniz yok.
Mesajları düzenlemeye izniniz yok.
HTML kod kullanımı kapalı.
MyCode kullanımı açık.
Smilies kulllanımı açık.
HTML kod kullanımı açık.

Project: Meydan Production
Genel link ekle,site ekle Popüler Siteler Tekno-Turk PR4 Toplist
C# seotoplist Tekno-Turk PR4 Toplist

eXTReMe Tracker